YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/22276
KARAR NO : 2013/5591
KARAR TARİHİ : 27.03.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Görevi kötüye kullanma, dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması,malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi,failin kendisine verilen malı,veriliş gayesinin dışında,zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması,rehnetmesi tüketmesi,değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Katılanın trafik kazasında ölen kocasının kaybı nedeniyle kamu adına açılan ceza davasını takip etmek, gerektiğinde Hukuk Mahkemelerinde maddi ve manevi tazminat davalarını açmak ve davanın kazanılması halinde tazminat alacaklarının tahsili için gereken takipleri yürütmek üzere avukat olan sanığa vekaletname verdiği, sanığın başlangıçta katılandan ücret talep etmediği, ancak elde edilecek maddi ve manevi tazminatın %10’u ile mahkeme masraflarını vekalet ücreti olarak almak üzere anlaştığı bu arada katılanın sigorta şirketinden 18.000 TL tazminat alacağının belirlendiği, sanığın sigorta şirketinden tahsil ettiği 11.000 TL tazminat bedelinin 1.100 TL’sini vekalet ücreti olarak alarak geri kalanını katılana verdiği, tahsil edemediği 7.000 TL için dava açacağını ve bu parayı tahsil edeceğini beyan ederek 230 TL mahkeme masrafını aldığı böylece hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma ve dolandırıcılık suçlarını işlediği iddiasıyla açılan davada; yargılama sırasında mahkemeye sunulan rapora göre sanığın, avukatlık hizmeti olarak sunmuş olduğu hizmetinin karşılığı olarak alması gereken vekalet ücretinin 2.200 TL olduğu, hileli davranışları ile katılanı aldatıp onun veya başkasının zararına olarak kendisine veya başkasına bir yarar sağlama şeklinde tarif edilen dolandırıcılık suçundan menfaat temini yönünde haksız bir kazanç elde etmediğinin anlaşıldığı ayrıca katılan ile tanık Musa’nın birbiri ile uyumluluk arz etmeyen çelişkili beyanları dikkate alındığında, yüklenen suçları işlediğine dair mahkumiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden bahisle sanık hakkında beraat kararı verilmesine dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; katılanın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 27.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.