Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/22392 E. 2013/6524 K. 09.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/22392
KARAR NO : 2013/6524
KARAR TARİHİ : 09.04.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli Dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 Sayılı TCK’nun 158/1.fıkrasının g bendinde dolandırıcılık suçunun basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle işlenmesi nitelikli unsur olarak belirlenmiştir. Bu nitelikli halin uygulanması için basın ve yayın araçlarının suçun işlenmesinde özel bir kolaylık sağlanmış olmaları, gerçeğe aykırı haberlerle okuyucu veya izleyenlerin aldatılması suretiyle çıkar sağlanması gerekir.
Somut olayda; sanıkların büro kiralayıp şirket tahsilat makbuzları ve belgeler bastırarak bir iş yeri bulunduğu görüntüsü oluşturdukları, şirketin yurt dışı şantiyelerinde çalıştırılmak üzere işçiler alınacağı şeklinde gazeteye ilan verdikleri, bu ilanı gören yada yakınlarından duyan şikayetçilerin ilanda belirtilen telefon numarasından sanıklarla irtibata geçtikleri, sanıkların şikayetçilere gidecekleri ülkelere göre ödeyecekleri maaşları söyledikleri, hangi ülkelere gitmek istedikleri yönünde müştekilere form doldurttukları, bilahare kabul edildiklerini bildirir telefon
ederek evrakları ve belirli bir miktar para ile iş yerine gelmelerini istedikleri, bu şekilde iş yerine gelen müştekilerden çeşitli miktarlarda para aldıkları, bir kısım müştekilerin de paralarını hazırlayıp sanıklara teslim etmek üzere geldikleri sırada sanıkların yakalandıkları olayda, gazete ilanının suçun işlenmesini kolaylaştırmadığı ve hileli hareketlerin gerçekleştirilmesinde veya mağdurların dolandırılmasında etkili olmadığı cihetle, katılanın gazete ilanına güvenerek sağına para verdiği söylenmeyeceği için sanığın eyleminin TCK’nun 157/1.maddesindeki suçu oluşturduğu gözetilmeden, dolandırıcılık suçunun basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle işlendiğinde bahisle yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kabule göre de;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, bunun gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin de yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerektiği halde mahkemece adli para cezasının gerekçe gösterilmeksizin alt sınırın üzerinde tayin edilmesi suretiyle 5237 sayılı TCK’nun 61. maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, Sanık … müdafii ile sanık …’in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 09.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.