Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/22441 E. 2013/6255 K. 04.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/22441
KARAR NO : 2013/6255
KARAR TARİHİ : 04.04.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Güveni kötüye kullanma

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık hakkında “Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma” suçundan açılan kamu davası sonunda verilen mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan incelemede,
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Serbest Muhasebecilerin, 3568 Sayılı Kanunun 2.maddesinde belirtilen görevleri arasında SSK prim borcu yatırmak olmadığı ayrıca, Türkiye Serbest Muhasebeciler Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği’nin Mecburi Meslek Kararlarına ilişkin 26.01.1996 tarihli Resmi gazetede yayınlanan 1996/1 sayılı genelgesinin 1.maddesinde yer alan “meslek mensupları, müşteri adına üçüncü kişilere ödeme yapmak üzere her ne isim altında olursa olsun mali değerler alamazlar” şeklindeki hükmüne göre; sanığın mağdurdan vergi ve prim borçlarını yatırmak üzere aldığı paraları yatırmayarak kendisi için kullandığının iddia ve kabul olunması karşısında eyleminin görevi ile ilgisi bulunmayıp, suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK’nun 155/1.maddesindeki “güveni kötüye kullanma” suçunu oluşturacağı gözetilmeden unsurları oluşmayacak şekilde TCK’nun 155/2 maddesi kapsamında değerlendirilmesi yasaya aykırı ise de, mağdurun yargılama sırasında şikayetinden vazgeçmiş olması karşısında sanığa yüklenen güveni kötüye kullanma suçunun soruşturulması ve kovuşturulmasının
şikayete bağlı olduğu gözetilerek, 5237 sayılı TCK’nın 73/6. maddesi gereğince şikayetten vazgeçmeyi kabul edip etmediği hususunda sanığın beyanı saptanarak sonucuna göre hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı isteme aykırı olarak 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04/04/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.