Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/22631 E. 2013/6487 K. 09.04.2013 T.
Yayınlanma Tarihi: 01.02.2024 21:33
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/22631
KARAR NO : 2013/6487
KARAR TARİHİ : 09.04.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanıklardan ... ile şikayetçinin asker arkadaşı oldukları, sanık ...’in şikayetçiyi telefonla arayarak küp içerisinde altın bulduklarını ve bu altını satıp satamayacaklarını sorduğu, belli bir süre sonra sanık ... ve sanık ...’ın şikayetçiye bir adet 22 ayar gerçek altın sarı lirayı numune olarak verdikleri, daha sonra da tüm sanıklar ile şikayetçinin bir araya geldikleri ve şikayetçinin olayı eniştesi olan ... isimli şahsa anlattığı, onun da sanıklardan şüphelenmesi üzerine şikayetçinin Emniyet Müdürlüğüne başvurduğu, sanıklar ile şikayetçi arasında takasın olacağı esnada olay yerine emniyet görevlilerinin gelmesiyle sanık ...'in elindeki sahte
altınların bulunduğu valizi fırlatarak kaçmaya çalıştığı, bu suretle sanıkların eylemlerinin teşebbüs aşamasında kaldığı, tüm sanıkların yakalandıkları anlaşıldığından mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık ... müdafii, sanıklar ... ve ...’ın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanıklar hakkında temel ceza tayini sırasında hürriyeti bağlayıcı cezanın alt sınırdan belirlendiği halde adli para cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak tespit edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafii, sanıklar ... ... ve ...’ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla "365 gün", "182 gün" ve " 3640 TL" adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla "5 gün", "2 gün" ve " 40 TL" adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 09.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.