Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/22767 E. 2013/6406 K. 08.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/22767
KARAR NO : 2013/6406
KARAR TARİHİ : 08.04.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Mağdurun, olay günü saat 12:30 civarında, oto santral garajının arkasından Bayramyerine doğru gittiği sırada, … üzerinde bir büfenin yanında sanıklar … ve … ile açık kimlikleri tespit edilemeyen ve bu nedenle soruşturma dosyaları tefrik edilen iki kişinin “bul karayı al parayı” tabir edilen paralı oyun oynadıklarını gördüğü, yanlarından geçerken sanık …”in, mağdura “benim param yok, oyunda parayı kazandım, ancak paramı vermiyorlar, cebinde kaç para var, paranı çıkar” dediği, bunun üzerine mağdurun cebinde bulunan 950,00 TL parayı sanık …”e verdiği, sanığın oyun oynayan diğer kişilerin yanına gittiği, burada oyun oynayıp 400,00 TL’yi kaybettiği, bunun üzerine mağdurun, sanık …’in elinde bulunan 550,00 TL parayı geri aldığı, sanıkların da olay yerinden uzaklaştığının iddia edildiği olayda;
1-Sanık … hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığın, “bul karayı, al parayı” oyununa dahil olması için şikayetçiden rızasıyla aldığı parayı kartlardan birinin üzerine bırakıp para kaybetmesini sağlamak suretiyle, bu oyunu oynatan ve kimlikleri tespit edilemeyen kişilerle beraber hareket ettiğinin dosya kapsamı ile şikayetçi beyanlarından açık ve net bir şekilde anlaşıldığı, şikayetçinin, sanığı tereddütsüz olarak teşhis ederek eylemini açık bir şekilde anlattığı, sanığın, soruşturma aşamasındaki beyanında, olay yerinde olmadığını belirtmiş olmasına rağmen, kovuşturma sırasında oyunu izlediğini ifade ederek çelişkiye düştüğü, ayrıca yapmadığı bir eylem nedeniyle şikayetçinin zararını gidermesinin hayatın olağan akışına da aykırı olduğu hususları gözetilerek, suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olduğuna dayanan mahkemenin kararında bir isabetsizlik görülmemiş olup, tutanak düzenleyicilerin dinlenmemeleri dolayısıyla eksik incelemeyle hüküm tesis edildiğinden bahisle bozma isteyen tebliğnamedeki düşünceye bu nedenlerle iştirak edilmemiştir.
Dolandırıcılık suçunun düzenlendiği 5237 sayılı TCK.nın 157. maddesinde, hapis cezasının yanında adli para cezasına da hükmedilmesi gerektiği öngörüldüğü halde para cezasına karar verilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanık …’ın hüküm tarihinden sonra 15.01.2009 tarihinde öldüğünün UYAP’tan temin edilen nüfus kaydından anlaşılması karşısında, hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı TCK’nın 64/1.maddesi uyarınca düşürülmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi