Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/22782 E. 2013/6386 K. 08.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/22782
KARAR NO : 2013/6386
KARAR TARİHİ : 08.04.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
5237 sayılı TCK’nın 157.maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilen sanık hakkında, hapis cezası yanında adli para cezasına da hükmolunması gerektiğinin gözetilmemesi ve adli sicil kaydına göre, tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında, 5237 sayılı TCK’nın 58/6.maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmaması, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın katılana önce 100 Mark verip bozdurulup bozdurulamayacağını araştırmasını, bozdurması halinde kendisinde bulunan 3000 Mark’ı, katılana da %40 pay vermek üzere bozdurmak için vereceğini bildirdiği, katılanın döviz bürolarından sorup bozdurulabileciğini öğrenmesi üzerine sanığa teklifini kabul ettiğini bildirmesi üzerine, bu kez sanığın … Köyü’nde … isimli yaşlı bir bayanda 260 bin Mark olduğunu söyleyip birlikte satın alıp Türk Lirası’na çevirdikten sonra parayı bölüşebileceklerini belirtmesi üzerine, katılanın sanığa 11.000 TL verdiği ve katılan tarafından aslı ibraz edilen sözleşmeyi imzaladıklarının, daha sonra parayı alan sanığın ortadan kaybolarak katılanı dolandırdığının iddia edildiği somut olayda; sanığın atılı suçlamayı reddedip, katılanın kendisi ile değil, … isimli şahıs ile anlaştığını belirtmesi, Katılanın sanıkla yaptıklarını iddia ettiği sözleşme ve sanık ile … isimli şahıslar
arasında düzenlendiğini belirttiği belge suretlerini ibraz etmesi karşısında; ifadelerde geçen … ve … isimli şahısların araştırılıp, dava konusu olayla ilgili bilgilerine başvurulup, katılan tarafından ibraz edilen belgelerin aslı istenip sanık ve …’ya sorulduktan sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.