Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/22809 E. 2013/5880 K. 01.04.2013 T.
Yayınlanma Tarihi: 05.02.2024 12:51
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/22809
KARAR NO : 2013/5880
KARAR TARİHİ : 01.04.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, katılanın bulunduğu ... ilinde kendisini Tanç et kombinası ortağı olarak adını da ... ... olarak tanıttığı ve 13 adet büyük baş hayvan alım hususunda anlaştığı ve hayvanları bir kamyonete yükleyerek ...'ye getirttiği ...'de katılan ve katılanın oğlu ile birlikte Tanç et kombinasına gittikleri ve katılanın hayvanlarının kesimi ve tartılması işi ile ilgilendiği esnada kombina sahibine giderek paranın ödenmesini istediği, Tanç et kombinasının sahibi olan ...'tan 20.000 TL’lik çek aldığı ve ...'a giderek bu çeki ... ... sahte kimliği ile nakte çevirdiği şeklinde gerçekleşen eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna ilişkin mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
İki sınır arasında temel ceza belirlenirken suçun işleniş biçimi, sanığın kasta dayalı kusurunun yoğunluğu, maddede öngörülen cezanın alt sınırı da nazara alınmak suretiyle, adalet, hakkaniyet ve nasafet kurallarına uygun bir cezaya hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, yerinde bulunmayan gerekçe ile fiilin ağırlığıyla orantılı olmayacak şekilde asgari haddin çok üzerinde temel ceza tayin edilerek teşdidin derecesinde yanılgıya düşülmek suretiyle fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş olup sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün bu nedenle, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 01/04/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.