Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/22995 E. 2013/6411 K. 08.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/22995
KARAR NO : 2013/6411
KARAR TARİHİ : 08.04.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158. maddesinin 2. fıkrasındaki nitelikli dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için suç failinin ismen söylemese bile kimden söz edildiğini karşı tarafın anlayacağı şekilde makamı, rütbesi, ünvanı ve lakabını söylediği kamu görevlilerini tanıdığını, hatırının sayıldığını, işini yaptıracağını söyleyerek mağduru kandırması gerektiği, somut olayda; sanığın, adliyede davası bulunan katılana, mahkeme ismi vermeksizin babası …’ın ismini verip hakim akrabası olduğunu, bu şekilde işini halledebileceğini söyleyip, babasının hesabına katılanın para yatırmasını sağlayarak menfaat temin ettiği, olayda; eylemin TCK’nın 157/1. maddesi kapsamında basit dolandırıcılık suçunun oluşturacağı gözetilmeden unsurları oluşmayan TCK’nın 158/2 maddesi uyarınca hüküm kurulması,
Kabule göre de;
1-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli
para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, bunun gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin de yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerektiği halde TCK.nun 61.maddesindeki ölçütlere göre gerekçe gösterilmeksizin alt sınırın üzerinde 60 gün olarak tayin edilmesi,
2-Yargıtay Ceza Genel Kurulu ile Dairemizin yerleşmiş kararlarında açıklandığı üzere yasa metninin tekrarı gerekçe olmadığı gibi yasalarda yer alan hükümler uygulanırken gösterilen gerekçelerde çelişkiye, zafiyete düşülmemesi gerekir. Sanığın adli sicil özetinde sabıkasının bulunmadığının belirlendiği, yargılama sürecindeki davranışları olumlu kabul edilerek 5237 sayılı TCK’nın 62/2. maddesi uyarınca verilen cezada indirime gidildiği halde aynı yasanın 51/1 ve 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesinin uygulanmasında sanığın davranışlarının olumsuz yorumlanması ve geçmişte sabıkası bulunmayan sanık hakkında bir daha suç işlemeyeceği yönünde olumlu veya olumsuz bir değerlendirme yapılmaksızın yetersiz ve çelişkili gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08/04/2013 gününde oybirliği ile karar verildi.