YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/23062
KARAR NO : 2013/6691
KARAR TARİHİ : 11.04.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
…
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’nun 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; …sitesi muhasebesici olduğunu söyleyen ve katılanın tanıdığı birkaç kişininde adını veren bu suretle güven ortamı sağlayan sanığın, sitedeki 7 villaya 8’er adet avize alınıp taktıracağını, mal sahiplerinin yurt dışına çıkacaklarından acele ettiklerini belirtip, katılan ve onun oğlu tanık ile pazarlıkta anlaştıkları ve akabinde iş sahiplerinin dövizle ödeme yapacaklarını, hesaplamaya göre onlara 1.600 TL para üstü vermeleri gerektiğini söyleyip katılanın bankadan para çekip henüz döviz vermeden bu parayı alıp, katılanın oğlu ile yapılacak işe bakmak için araçla yola çıktıklarında bir bahane ile araçtan inip bir daha geri dönmemek şeklinde gerçekleştirdiği eyleminin “dolandırıcılık” suçunu oluşturduğunu takdir eden mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillerer, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın bir sebebe dayanmayan sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Mükerrir olan sanık hakkında TCK.nun 58/7.maddesi gereğince “mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken yazılı şekilde kara verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddasi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının 8. Paragrafında yer alan “…cezasının infazının tamamlanmasından sonra başlamak üzere takdiren BİR SENE süre ile DENETİMLİ SERBESTLİK TEDBİRİNE tabi tutulmasına” ibaresi hükümden çıkartılarak yerine “cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulamasına” cümlesi yazılmak suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 11.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.