YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/23081
KARAR NO : 2013/6695
KARAR TARİHİ : 11.04.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık (zincirleme resmi belgede sahtecilik)
…
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi,kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; Muş Devlet Hastanesi’nde ambulans şoförü olarak görev yapan sanığın, 01/10/2005 tarihinde …, 31/12/2005 tarihinde ise … adlı hastaların Van ve Elazığ’a sevklerinin nöbetçi doktor tarafından yapılmasını müteakip ambulansla değil özel araçlarla götürüldükleri halde sırasıyla 557 ve 782 no’lu akaryakıt alım fişlerinin 90 ve 100 TL olarak düzenleyip, ederleri kadar haksız yarar sağlamaktan ibaret eylemlerinin “iki ayrı nitelikli dolandırıcılık” suçunu oluşturduğu iddia
edilen somut olayda; 31/10/2008 tarihli duruşmada sanık ve müdafiine TCK’nun 204/2, 43. maddelerinin uygulanması ihtimaline binaen ek savunma verilerek yargılamaya devamla yazılı şekilde “zincirleme resmi belgede sahtecilik” suçundan da hüküm kurulmuş ise de;
CMK’nun 225/1. maddesinde belirtildiği üzere “hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir.”
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun yerleşmiş ve 30/05/2006 gün – 2005/7-173; 2006/145 sayılı, 14/06/2005 gün 2005/6-38 2005/63 sayılı kararlarında açıklandığı gibi “bir olayın açıklanması sırasında bir başka olaydan söz edilmesi de o olay hakkında dava açıldığını göstermez.”
26/10/2007 tarihli iddianame ile “nitelikli dolandırıcılık” suçundan bağımsız olarak ayrıca “sahtecilik” suçundan da kamu davası açılmadığı sonucuna varıldığından, CMK’nun 226. maddesi uyarınca ek savunma hakkı verilmek suretiyle “açılmayan” dava hakkında hüküm tesisi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11/04/2013 gününde oybirliği ile karar verildi.