Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/23167 E. 2013/6417 K. 08.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/23167
KARAR NO : 2013/6417
KARAR TARİHİ : 08.04.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın 21.11.2008 tarihli temyiz dilekçesinin içeriğinden, yalnızca şikayetçi …’ya yönelik eylemi nedeniyle hakkında kurulan mahkumiyet hükmünü temyiz ettiğinin anlaşılması nedeniyle, bu hükümle sınırlı olarak yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık …’ın, 12.07.2008 günü şikayetçi … ile su içmek ve zeytin satmak bahanesiyle tanıştığı, mağdura Milli Eğitim Bakanlığı’nda daire başkanı arkadaşı olduğunu, eğitim fakültesi mezunu olan oğlunun atamasını yaptırabileceğini söyleyerek şikayetçiden 150 TL parayı zarf içerisinde aldığı, daha sonra 07.08.2008 günü 17:00 sıralarında yanına geldiği ve şikayetçiye oğlunun işinin olduğunu beyan ederek zarf içinde Ortaöğretim Atama Daire Başkan Yardımcısı … tarafından yazılmış kağıdı gösterdiği, yazının bozuk Türkçe ile yazılmış olmasından şüphelenerek sanıktan emekli öğretmen olduğuna dair emeklilik kartını istediği, sanığın kartın yanında olmadığını söyleyince şikayetçinin sanıktan parasını istediği, sanığın da daha
sonra getireceğini belirterek yanından ayrıldığı ve geri gelmediğinin iddia edildiği olayda;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-5237 sayılı TCK’nın 158.maddesinin 2.fıkrasındaki nitelikli dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için, suç failinin, ismen söylemese bile kimden söz edildiğini karşı tarafın anlayacağı şekilde makamı, rütbesi, unvanı ve lakabını belirttiği kamu görevlilerini tanıdığını, hatırının sayıldığını, işini yaptıracağını söyleyerek mağduru kandırmasının gerekli olması, belli bir kamu görevlisi yanında hatırı sayıldığından veya kamu görevlisiyle ilişkisi olduğundan bahsetmeksizin kendisini ilgili kamu görevlisi olarak tanıtmanın atılı suçu oluşturmayacağı gözetilerek, nüfuzundan faydalanılacağı söylenen kişinin kamu görevlisi olması gerekli olduğundan, öncelikle Milli Eğitim Bakanlığı’ndan Orta Öğretim Atama Daire Başkanı Yardımcısı …isminde görevli bulunup bulunmadığı sorularak, böyle bir görevlinin çalışıyor olması halinde TCK.nın 158/2 maddesi kapsamında olacağı, böyle bir görevlinin bulunmadığının anlaşılması halinde ise, eyleminin TCK.nın 157/1 maddesindeki basit dolandırıcılık suçunu oluşturacağının gözetilmemesi,
2-Hapis cezasının alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, adli para cezasının belirlenmesi sırasında, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeye dayanarak tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesine istinaden uygulanması gereken CMUK’un 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, 08.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

.