Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/23173 E. 2013/6392 K. 08.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/23173
KARAR NO : 2013/6392
KARAR TARİHİ : 08.04.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanık …’ün, olay tarihi ve öncesinde şikayetçi ile temas kurarak çocuklarını ve yakınlarını işe sokacağı vaadinde bulunması nedeniyle birlikte Ankara’ya gittikleri, orada sanığın … ‘ta … Otelinde kaldığı, şikayetçiyle beraber, birkaç milletvekilinin yanına gittikleri, şikayetçiye çocuklarının işe alındığını söylediği, bunun üzerine şikayetçinin sanığa, memleketinde 10 gariban işsiz kişi olduğunu, onlara iş bulup bulamayacağını sorduğunda sanığın katılana onları da işe girdirebileceğini, bunun için Bitlis Milletvekili olan … ile görüşeceğini söylemesi üzerine şikayetçinin memleketine döndüğü, birkaç gün sonra sanığın şikayetçiyi arayarak karayollarına 10 kişinin alınacağını, bu kişilerin dosyalarını hazırlamalarını, dosya masrafı olarak da kişi başına 380 TL. göndermesini istemesi dolayısıyla, şikayetçinin 10 kişiyi çağırarak durumu anlatarak, bu kişilerden dosyalarını hazırlamaları istediği, ayrıca sanığın talebi doğrultusunda masraf adı altında para
gönderdikleri, ancak işlerini yapmadığı gibi paralarını da ödemediğinin iddia edildiği olayda;
Sanığın, şikayetçi … ’i aramak suretiyle mağdurlardan para alması şeklindeki eylemi nedeniyle TCK.nın 43. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından; dolandırıcılık suçunda unsur olan hilenin kullanılmasından sonra, paranın PTT aracılığı ile sanığa gönderilmesi nedeniyle hilenin gerçekleşmesinde ödeme aracı durumunda bulunan PTT’nin rolünün bulunmadığı dikkate alınarak, 5237 sayılı TCK’nın 158/1-d maddesi kapsamında, anılan kurumun araç olarak kullanılmasından söz edilemeyeceğinin dikkate alınmaması sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılamamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezasının alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, adli para cezasının belirlenmesi sırasında, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeye dayanarak tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesine istinaden uygulanması gereken CMUK’un 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hükümde yer alan adli para cezalarına ilişkin bölümlerinin çıkarılarak yerine, sanığın 5237 sayılı TCK’nın 158/2 maddesi gereğince 5 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, anılan kanunun 52. maddesi gereğince günlüğü 20,00 TL’den çevrilmek üzere, sonuç olarak 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına denilmek suretiyle, sair yönleri usul ve yasaya uygun hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 08.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.