YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/23236
KARAR NO : 2013/6567
KARAR TARİHİ : 10.04.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu görevlileriyle ilişkisi olduğundan bahisle bir işin gördürüleceği vaadiyle dolandırıcılık
…
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanıklardan …’ın, teyzesinin evinde tanıştığı şikayetçi … ve … ‘a daha önceden Altındağ Belediye Başkanlığı’nda çalıştığını, belediye başkanlığı için aday olup kazanamayınca eski işine geri dönmek istemediğinden tanıdıkları vasıtasıyla tayinini Bartın Bayındırlık İl Müdürlüğü’ne yaptırdığını anlattığı, şikayetçilerin işsiz olduğunu öğrenmesi üzerine, devlette önemli tanıdıkları olduğunu, kendilerini çok sevdiği için açıktan atama suretiyle işe yerleşmelerine yardımcı olabileceğini söylediği, şikayetçilerin bunun nasıl mümkün olacağını sorduklarında, başka bir partiden belediye başkanı adayı olduğu halde tayinini Bakanlık aracılığıyla istediği yere yaptırdığını, bunu da para vererek hallettiğini, bu adamların herkese iş yapmayacağını, ancak kendileri için aracı olacağını, işleri olmadığı taktirde de paralarını geri alabileceklerini söyleyerek şikayetçileri ikna ettiği ve daha sonra birisinin gizli
numaradan arayarak bilgilerini alacağını, bu konuda ağızlarını sıkı tutmalarını söylediği, ertesi gün adının sanık …’nin telefon ile arayarak …’un Bayındırlık veya Ulaştırma Bakanlığında, … ‘un ise Ulaştırma Bakanlığı veya Telekom A.Ş Genel Müdürlüğü’nde işe başlayabileceğini, üst düzey bürokrat ve siyasi tanıdıkları olduğunu, Başbakanlık Müsteşarı … , Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlıkları müsteşarları ve Telekom A.Ş Genel Müdürü’nü tanıdığını, …’in yeğenleriyle birlikte çalıştıklarını, alınan paradan bunların da paylarını alacaklarını söylediği, şikayetçilerden ayrı ayrı 8.000’er TL istediği, normalde fiyatın 10.000 dolar olduğunu, ancak …’in hatırı için bu miktara düştüklerini, paranın yarısını peşin vereceklerini, yarısı için de senet imzalayacaklarını söylediği, bunun üzerine şikayetçilerin 06.06.2005 günü sanık …’in teyzesinin evinde 4.000’er TL’yi …’e verdikleri, ayrıca 4.000 TL’lik senetler imzalayarak bunları da sanık …’e teslim ettikleri, karşılığında teminat olarak sanık …’in imzaladığı 4.000 TL’lik iki adet senedi aldıkları, sanık …’in şikayetçileri önemli bağlantıları olduğunu söylediği ve ortağı olarak tanıttığı sanık … ile tanıştırdığı, iki ay geçmesine rağmen işle ilgili bir gelişme olmadığı, bu sırada şikayetçilerden …’un daha önce girdiği KPSS puanı ile yaptığı tercih üzerine Sivas Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne inşaat mühendisi olarak atandığı, bunun üzerine sanıkların şikayetçi …’a işini hallettiklerini söyleyerek senedi ödemesi konusunda sıkıştırdıkları, sanık …’in … ‘dan aldığı 4.000 TL bedelli senedi ciro ederek sanık …’e vermesi üzerine …’in şikayetçi … aleyhine icra takibi başlattığı şeklinde gerçekleşen olayda, sanıkların eylemlerinin 5237 sayılı TCK’nın 158/2. maddesinde düzenlenen kamu görevlileriyle ilişkisi olduğundan, onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahisle ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- … ‘un 31.12.2007 havale tarihli dilekçesi ile zararının karşılandığını ve şikayetinden vazgeçtiğini bildirmesi karşısında, zararın kısmen giderildiğinden bahisle 5237 sayılı TCK’nın 168/2. maddesinin uygulanmaması,
2- Katılan … vekilinin 24.07.2008 tarihli oturumda katılan adına şikayetten vazgeçtiğini beyan etmesi, katılanın da 07.11.2008 havale tarihli dilekçesi ile avukatına şikayetten vazgeçmesi yönünde bir talimat vermediğini, zararının kısmen giderildiğini ve şikayetinin devam ettiğini bildirmesi, bunun üzerine katılan vekili Av. … ‘nin hüküm tarihinden sonra 29.12.2008 havale tarihli dilekçesi ile katılanın vekilliğinden çekildiğini beyanla, sanıklar tarafından katılanın
zararının tamamen karşılandığına dair 24.07.2008 ve 27.07.2008 tarihli tutanakları ibraz etmesi karşısında; katılan …’un zararının tamamen veya kısmen giderilip giderilmediğinin kesin olarak tespitinden sonra, zararın tamamen giderilmesi halinde 5237 sayılı TCK’nın 168/2. maddesinin, zararın kısmen giderilmesi halinde ise, katılanın rızası olup olmadığı sorularak aynı yasanın 168/4. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.