Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/23261 E. 2013/6959 K. 16.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/23261
KARAR NO : 2013/6959
KARAR TARİHİ : 16.04.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli Dolandırıcılık, Muhafaza Görevini Kötüye Kullanma

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık …’ın, babası … adına araç satış vekaletnamesi ile haricen satın aldığını … plaka nolu otoyu 19.12.2005 tarihinde vekaletnameye dayanarak noter satışı ile yeğeni olan diğer sanık adına satış yaptırdığını, Ocak 2006’da … isimli tanıdığı adına gazetede satış ilanı vererek katılana 4200 TL karşılığı … aracılığı ile satıp 3800 TL’yi peşin olarak alıp otoyu teslim ettiği ve otonun İstanbul olan plakasını Ankara plakasına çevireceğini söyleyerek plakaları katılandan istediği, daha sonra 19.12.2005 tarihli noter satışına
dayanarak 17.02.2006 tarihinde Gölbaşı Trafik Tescil Amirliğinde diğer sanık adına aracı tescil ettirdiği, sonra otoya ait ruhsat ve plakaları katılana göndermediği gibi diğer sanığın gerçekte borçlu olmadığı halde bir şahsa borcu varmış gibi aleyhine icra takibi yaptırdığı, katılanı da otonun tescil işlemini yapacağını söyleyerek Gölbaşı’na çağırıp otoya haciz işlemi uygulatarak yediemin sıfatıyla diğer sanığa teslim edilmesini sağladığı, onun da kendisine teslim edilen otoyu sanık …’e teslim ettiği olayda,sanık …’ın eylemlerinin dolandırıcılık ve muhafaza görevini kötüye kullanma, diğer sanığın eyleminin ise muhafaza görevini kötüye kullanma suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde, ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafii ve sanık …’ün temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün, bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasa’nın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından sırasıyla adli para cezasına ilişkin “10 gün”, “5 gün”, “100 TL” ve “120 gün”, ”2400 TL” adli para cezası teriminin tamamen çıkartılarak yerine,sırasıyla “5 gün”, “2 gün”, “40 TL” ve “5 gün”, ”100 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 16.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.