YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/23269
KARAR NO : 2013/8463
KARAR TARİHİ : 07.05.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, Özel Belgede Sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1)Sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan verilen hükme yönelik olarak yapılan temyiz incelenmesinde;
5271 Sayılı CMK’nun 231.maddesinin 5560 Sayılı kanun ile Değişik 12.maddesinde öngörülen şekilde davayı esastan bitirici nitelikte bulunmayan kararın temyiz kabiliyeti bulunmadığından ve ancak itiraz yolu açık bulunduğundan, CMK 264.maddesinin kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun yada merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz, hükmü uyarınca itiraz merciince karar verilmek üzere dosyanın incelenmeksizin mahalline iadesine;
2)Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan verilen hükme yönelik olarak yapılan temyiz incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, … sahte kimliğini kullanan meçhul kişi ile birlikte sahte sürücü ve nüfus belgesini Garanti Bankası’na ibraz ederek… plakalı araç için 24 bin TL taşıt kredisi alıp ödeme yapmadıkları, böylece sahte evrak düzenleyip kullanmak sureti ile tahsis edilmemesi gereken kredinin açılmasını sağlayıp bankayı dolandırmak suçuna iştirak ettiği gerekçesiyle mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK.nun 158. maddesinin 1. fıkrasının (e), (f) ve (j) bentlerinde sayılan hallerde, adli para cezasının tayininde takdir olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız yararın iki katından az olmayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı Kanun’un 52. maddesi uyarınca 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, doğrudan haksız elde edilen yararın iki katının esas alınması sonucunda fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiisinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu durum aynı kanunun 322.maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hükümde yer alan gün adli para cezasına ilişkin kısımların tamamen çıkartılarak yerine “sanığın, 24.000,00 TL olan haksız menfaat miktarı karşılığı 2400 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, TCK’nın 62/1.maddesi gereğince cezasında 1/6 oranında indirim yapılarak sanığın 2000 gün adli para cezasıyla cezalandırılmasına, aynı yasanın 52/2 maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL’den hesap edilerek, neticeten sanığın 40.000,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına” denilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 07.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.