YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/23402
KARAR NO : 2013/8095
KARAR TARİHİ : 02.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, Resmi Belgede Sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet, Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık …’nin talimat yoluyla alınan 20.2.2008 tarihli savunması ve tüm dosya kapsamı içeriği ile karar sonrası dosyaya posta yoluyla göndermiş olduğu 22.11.2010 ve 25.11.2010 yazım tarihlerini havi dilekçeleri içerikleri birlikte nazara alındığında; yüklenen suçların faili olmadığını bu nedenle verilen kararların hukuka aykırı olduğunu dile getirmeye çalıştığı, adına görevlendirilen müdafiiyi “aleyhine hareket eden bir kişi” olarak algılayıp aleyhine sonuç doğurabileceği kaygısı ile hükmü temyiz etmediği anlamına gelebilecek kelimeler sarfettiği, gerçekte karara yönelik “temyiz” iradesinin bulunduğu, gerekçeli kararın tebliğini müteakip yasal süresinden sonra verilen yukarıda tarihleri belirtilen dilekçeler ile atanan müdafiinin yasal süresinde verdiği, süre tutum-temyiz dilekçeleri ve katılanlar vekilinin süre tutum-temyiz dilekçeleri birlikte değerlendirildiğinde adı geçen sanık hakkında verilen kararların “temyiz incelemesine” tabi olduğu kabul edilmiş tebliğnamedeki “iade” görüşüne iştirak edilmemiştir.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanıkların, başlangıçta varolan fikir ve eylem birliği içinde hareketle katılanlara ait firmadan, sanık … adına Tekstilbank/… şubesi nezdinde açılmış hesaptan alınma çek karnesinden keşide edilmiş iki çek yaprağını ilk siparişlerine karşılık olarak keşide edip ödeyerek güven telkin ettikten bir buçuk ay kadar sonra ikinci siparişlerinde iddianamede belirtilen suça konu beş ayrı çek yaprağını vererek, sonradan “ödememe talimatları” verip, piyasadaki tabiriyle vadedeki karşılıklarını bulundurmayarak haksız yarar sağlamak ve bunun yanında sanık …’in 23.8.2006 tarihinde yakalandığında ele geçen üzerinde kendi fotoğrafları yapışık …ve … kimlik bilgileriyle düzenlenmiş, sahte oldukları 24.8.2006 tarihli ekspertiz raporu ile tespit olunan belgeleri kullanmak fiillerinin “dolandırıcılık” ve “resmi belgede sahtecilik” suçlarını oluşturduğu iddia olunan somut olayda;
Yargıtay C.G.K.nun 28.12.2004 tarih ve 173/228 sayılı kararında da açıklandığı üzere; sanıkların bankanın maddi varlıklarından olan “çekleri” katılanlara alışveriş karşılığı vererek kullanmak suretiyle “dolandırıcılık” suçlarını işlediklerinin 14.12.2006 tarihli iddianamede tavsif olunması karşısında: eylemlerinin sübutu halinde TCK’nun 158/1-f-son maddesinde tanımlanan “nitelikli dolandırıcılık” suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delilleri tayin ve takdir görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerektiği nazara alınmadan yargılamaya devamla yazılı şekilde kararlar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılanlar vekilinin ve sanık … ile müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 2.5.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.