YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/23536
KARAR NO : 2013/6365
KARAR TARİHİ : 08.04.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık (Suç vasfı değişikliği nedeniyle hırsızlık)
…
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, 11.05.2007 tarihinde yakınan …’ın yanına yaklaşarak, babası adına hayır yapmak, fakir insan varsa 500 lira göndermek istediğini söylediği, 500 liranın içersinden 100 lirayı alıp yakınanın cebine koyduğu, daha sonra bu para ile yakınanın kendisine ait paraları birleştirmek amacıyla yakınanın elindeki 2.485.YTL parayı aldığı, yakınanın parasını geri istediğinde ise, daha önceden hazırladığı gazete parçalarını etrafa saçtığı ve 14.07.2006 tarihinde yakınan …’ün yanına yaklaşarak sohbet ettiği, köyünüzde cami yapımı var mı diyerek yardım amaçlı para verdiği, yakınanın kabul etmemesi üzerine yakınanın
gömlek cebinde bulunan parasını aldığı, istediğinde ise yemedik diyerek daha önce hazırladığı kağıt dolu zarfı attığı ve paraları alarak uzaklaştığı şeklinde gerçekleşen olaylarda dolandırıcılık suçunun dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle işlendiğinin iddia ve kabul olunması karşısında; eylemin suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 158/1-a, maddesinde öngörülen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdirinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi yerine, yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı kanunun 326/son sayılı maddesi uyarınca kazanılmış hakkın gözetilmesine, 08.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.