YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/23547
KARAR NO : 2013/6951
KARAR TARİHİ : 16.04.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli Dolandırıcılık
…
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1)Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK.nun 25/2.maddesine göre, gerek kendisine gerek başkasına ait bir hakka yönelik olup, bilerek neden olmadığı ve başka suretle korunmak olanağı bulunmayan ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulmak veya başkasını kurtarmak zorunluluğu ile ve tehlikenin ağırlığı ile konu ve kullanılan vasıta arasında orantı bulunmak koşulu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Sanığın kızı …’un vücudunun %10 ila 19’unun sıcak cisim teması ile yanması neticesinde Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi epikriz raporu ve eklerine göre durumu “acil” olarak nitelenip alındığı yanık ünitesinde üç ameliyat geçirip yirmi altı gün hastanede yattıktan sonra taburcu
edildiği, hastaneye yatış işlemleri yapılırken sanığın ve kızının sosyal güvencesi bulunmadığından akrabaları olan …’ın sağlık karnesini kullandığı, bu durumun anlaşılması üzerine sanık ve kızı hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan yargılama yapılıp sanığın cezalandırılmasına karar verilen olayda, sağlık karnesi üzerinde herhangi bir tahrifat yapılmaması, hastane görevlilerinin basit bir inceleme ile hastaneye başvuran hastanın sağlık karnesindeki şahıs olmadığını anlayabilecek olmaları, dosyaya yansıyan ekonomik sosyal durum bilgilerine göre maddi durumu iyi olmayan ve sosyal güvencesi bulunmayan sanığın kızını sonuçları itibarı ile ağır ve muhakkak bir tehlikeden korumak amacıyla, başkasına ait sağlık karnesini kullanması karşısında, 5237 sayılı TCK.nun 25/2.maddesinin koşullarının oluştuğu, bu nedenle 5271 sayılı CMK.nun 223/3-b maddesi gereğince sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
2)Kabule göre de, 5237 sayılı TCK.nun 53/3.maddesi uyarınca mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen sanığın yalnızca “kendi altsoyu üzerindeki” velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından hak yoksunluğu uygulanamayacağı gözetilmeden anılan maddenin “c” fıkrasının tamamen uygulanmamasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ile mağdur vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 16.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.