Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/23607 E. 2013/7219 K. 18.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/23607
KARAR NO : 2013/7219
KARAR TARİHİ : 18.04.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi Belgede Sahtecilik, Dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükme yönelik yapılan temyiz incelemesinde;
5271 Sayılı CMK’nın 231.maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” ilişkin karara karşı aynı kanunun 231/12.maddesine göre itiraz yolu açık olup temyiz olanağı bulunmadığı, sanık hakkında 30.10.2010 tarihinde verilen, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karara karşı katılan vekilinin, 08.01.2009 havale tarihli dilekçesi ile yaptığı itirazı üzerine, Mersin 2. Ağır Ceza Mahkemesinin yaptığı inceleme sonucunda verdiği red kararı ile verilen hükmün kesinleştiği anlaşıldığından, katılan vekilinin temyiz isteminin, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 317.maddesi gereğince REDDİNE,
2-Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik yapılan temyiz incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; motorlu taşıtlara ilişkin resmi işlemlerin aracılığını yapan sanığın, olay tarihinde …’a ait 33 P 3770 plakalı kamyon’un fenni muayenesini yaptırabilmek için Vergi Dairesine giderek dönem harcını yatırdığı, ancak 20.04.2006 tarihinde harç yatırırken kamyon olan aracın niteliğini kamyonet olarak gösterip 128,60 TL yerine 96,70 TL harç ödediği, daha sonra aracın vergi ve ceza borçlarının bulunmadığına ilişkin belgeyi aldığı, bu belgenin “kamyon” yazan kısmın sonuna “et” ekleyerek “kamyonet” olarak niteliğini değiştirmek suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açılmış ise de; sanığın belge üzerinde oynama yaptığı sırada vergi dairesinde görevli memurun durumu görüp diğer görevli memurlara bildirdiği, bunun üzerine vergi dairesince mükellef sayılan …’a harcın tamamlanması için ihtar yazıldığı, aynı gün vergi dairesince eksik ödenen harcın tamamlattırıldığı, sanığın belge üzerinde yaptığı tahrifatın dışında hileli bir davranış sergilemediği, vergi dairesince araç plakası ile yapılacak sorgulama sonucunda sahteciliğin hemen anlaşılmasının mümkün olduğu, bu nedenle sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 18.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.