Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/23777 E. 2013/7039 K. 16.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/23777
KARAR NO : 2013/7039
KARAR TARİHİ : 16.04.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; Sanığın, şikayetçi … ‘ya suça konu çeki ciro ederek verdiği, çekin bankaya ibrazında tamamen sahte olarak düzenlendiğinin tespit edildiği, çek üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu çekin ön yüzünde bulunan “ … “ yazı ve tarihi ile çekin arka yüzünde bulunan ciroda ki yazı ve imzanın sanığın eli ürünü olduğunun tespit edildiği, böylece sanığın atılı suçu işlediğine dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, Ancak,
1-Katılanın mahkemeye sunduğu 14.04.2010 havale tarihli dilekçesinde ve 25.05.2010 tarihli oturumda alacağına aldığını, zararının giderildiğini belirtmesi karşısında; TCK’nın 168.maddesinde düzenlenen “etkin pişmanlık” hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
2- Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 Sayılı TCK’nun 158/1-f maddesi gereği ceza tayin edildiği halde aynı kanunun son maddesi gereği hapis cezasının alt sınırı 3 yıldan az, adli para cezasının ise elde edilen haksız menfaatin iki katından az olamayacağı gözetilmeden yazılı şekilde eksik adli para cezası tayin edilmesi,
3-Sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına esas alınan Bursa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.11.2005 tarih ve 2005/346-654 E.K. sayılı ilamının karşılıksız çek keşide etme suçundan kaynaklandığı ve bahse konu eylemin hükümden sonra 14.04 2011 tarihinde suç olmaktan çıkarıldığı anlaşıldığından sanık hakkında belirtilen karar esas alınarak tekerrür hükümleri uygulanamayacağının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 16.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.