YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/23831
KARAR NO : 2013/7907
KARAR TARİHİ : 29.04.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, Hakaret
HÜKÜM : Beraat, Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Katılan sıfatını aldıktan sonra vefat eden …’ın vekilliğini üstlenen avukat A……’nun sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
5271 sayılı CMK’nın 243. maddesinde, katılanın ölmesi halinde katılmanın hükümsüz kalacağı ve mirasçılarının katılanın haklarını takip etmek üzere davaya katılabileceklerinin düzenlendiği, somut olayda ise, katılan sıfatını alan …’ın 26.01.2008 tarihinde vefat ettiği, mirasçılarının da davaya katılmadıkları gibi, kendilerine tebliğ edilen hükmü de temyiz etmediklerinin anlaşılması karşısında; ölenin katılan sıfatını taşımaması ve vekalet ilişkisinin de ölümle sona ermesi nedeniyle, Avukat A. …..’nun temyiz talebinin 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi gereğince REDDİNE,
2-Sanık … müdafiince, bu sanık hakkında hakaret suçundan kurulan mahkumiyet kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olmalıdır.
Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için; şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır. Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Sanık … hakkında şikayetçi olduktan sonra ölen …’ın, … ile olan evlenme talebinin yerine getirilmemesi üzerine bu kez … ile evlenmek istediği, bu kez de evlenme durumunun gerçekleşmemesi nedeniyle …’ın savcılığa şikayette bulunduğu, bunun üzerine sanığın ….. no’lu cep telefonundan, …’ın kullandığı ….. nolu cep telefonuna, değişik tarihlerde yalancı, iftiracı, nankör, sahtekar, bunak, yaşlı sapık, ahlaksız, terbiyesiz, yalancı olduğunu belirten mesajlar gönderdiğinin iddia edildiği olayda;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a)Hakaret suçunda temel ceza belirlenirken, uygulama maddesi olarak TCK’nın 125. maddesinin 1. fıkrası yerine, gönderme maddesi olan 2. fıkraya dayanılarak karar verilmesi,
b)Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 06.04.2010 tarih ve 2010/4-71 E, 2010/76 K sayılı ilamında belirtildiği gibi; 5237 sayılı TCK’nın 51. maddesiyle, ceza infaz kurumu haline getirilip, sadece hapis cezasıyla sınırlı olarak kabul edilen ertelemede, maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkemece bir deneme süresinin belirlenmesi zorunlu olup, bu sürenin belirlenmemesi veya eksik belirlenmesinin, aleyhe bozma yasağı kapsamında değerlendirilemeyeceği, yine zikredilen maddenin 3. fıkrasında, denetim süresinin mahkûm olunan hapis cezası süresinden az olamayacak şekilde belirlenmesi gerektiğinden hareketle, somut olayda anılan emredici düzenlemeye aykırı olacak şekilde, mahkemece 1 yıl 3 ay hapis cezası verilen sanık hakkında 1 yıl denetim süresi belirlenmesi,
c)Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih ve 2008/11-250, 2009/13 sayılı kararında da belirtildiği üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde dikkate alınacak zararın maddi zarar olduğu, manevi zararı kapsamadığı ve olayda …’ın hakaret suçundan kaynaklanan maddi bir zararının da bulunmadığı gözetilmeden, sanığın katılanın zararını gidermediği şeklindeki yasal olmayan gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 29.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.