Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/23893 E. 2013/7892 K. 29.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/23893
KARAR NO : 2013/7892
KARAR TARİHİ : 29.04.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158.maddesinin 2. fıkrasındaki nitelikli dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için suç failinin ismen söylemese bile kimden söz edildiğini karşı tarafın anlayacağı şekilde makamı, rütbesi, ünvanı ve lakabını söylediği kamu görevlilerini tanıdığını, hatırının sayıldığını, işini yaptıracağını söyleyerek mağduru kandırması gerektiği,
Somut olayda; sanığın, aracın benzini bitmesi nedeniyle yolda kalan katılan …’in yanına yaya olarak gelip kendisini Kağıthane Araştırmada görevli polis memuru Samet olarak tanıttıktan sonra, haklarında silah ihbarı olduğunu arama yapacağını, polis aracını yolun aşağısına bıraktığını, ihbarcı bayanın orada beklediğini kendilerini gördüğünü usulen arıyor gibi yapıp aramayacağını söyleyerek katılan … ile dostluk kurmaya çalıştığı, bu esnada gelen telefona “Amirim” hitabıyla cevap verip, katılan … ve arkadaşlarına olay yerinde suç ihbarı var hemen dönerim deyip bir süre ayrıldığı, bu sürede üç el silah atıldığı, geri dönen sanığın tinerci 3 şahsı kovalayıp arkalarına ateş ettiğini söyleyerek, tabancasının da görünmesini sağlayıp katılan …’i polis olduğuna inandırdığı, iki gün sonra sanığın aldığı telefon numarası ile katılan….’i arayarak katılanın işyerine gittiği, muhabbet esnasında bilgisayar ticareti yapan katılan …’e İpsala Gümrük İdaresinde devresi olan polis arkadaşlarının olduğunu, gerçek fiyatı 6.000 TL olan Toshiba marka laptopları gümrükte görevli arkadaşları vasıtasıyla 650 TL.den çıkartabileceğini bu bilgisayardan 450 adet olduğunu söylediği, katılan …’in bu sayıda bilgisayar alamayacağını ancak kendisi gibi ….. Ticaret Merkezinde Uzmanlar Şirketinin sahibi katılan …’nin alabileceğini söyleyerek, sanığı alıp diğer katılan …’in işyerine götürdüğü, burada konuşurken sanığın gümrükte bulunan …. aracın 37.000 YTL tarafından çıkartılabileceğini bildirmesi üzerine Sayim’in bu araçla da ilgilendiği, araç ihalesine girmesi için sanığa 900 TL parayı verdiği, bir gün sonra sanığın katılan …’i gümrükte ucuz LCD TV’ler için aradığı, sanığın gümrükten arkadaşı olarak söylediği ancak kendi hesabı olan banka hesabını katılan …’e verdiği, katılan …’in 2 adet ….. TV için 1.590 TL. parayı bankadan havale ettiği, katılan …’in ise, 09.05.2008 günü …. ihalesi için banka aracılığıyla 765 TL, 13.05.2008 günü 2.000 TL, 20.05.2008 günü 1.000 TL.olmak üzere sanığa toplam olarak 4.665 TL’yi aynı şekilde havale etmesi suretiyle menfaat temin ettiği olayda;
5237 sayılı TCK’nın 158.maddesinin 2.fıkrasındaki nitelikli dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için failin, ismen söylemese bile kimden söz edildiğini karşı tarafın anlayacağı şekilde makamı, rütbesi, ünvanı ve lakabını söylediği kamu görevlilerini tanıdığını, hatırının sayıldığını, işini yaptıracağını söyleyerek mağduru kandırması gerektiği, somut olayda ise; sanığın, belli bir Kamu görevlisi yanında hatırı sayıldığından ve ilişkisi olduğundan bahsetmeksizin, kendisini polis olarak tanıtıp, İpsala Gümrük Müdürlüğü’nde tanıdığı polisler olduğunu söyleyerek gümrükten ucuz mal çıkarma karşılığında menfaat temin etmesi şeklindeki eyleminin 5237 Sayılı TCK.nın 157.maddesinde yer alan basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, aynı kanunun 158/2.maddesi gereğince hüküm tesis edilmesi,
Kabule göre de;
1-Katılan …’in sanığın getireceğini söylediği iki adet …. TV için 1.590 TL parayı tek seferde göndermesi karşısında, 5237 sayılı TCK’nun 43.maddesinde zincirleme suça ilişkin hükmün uygulanamayacağı gözetilmeden katılan …’e yönelik eylemi nedeniyle sanık hakkında fazla ceza tayini,
2-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, bunun gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin de yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerektiği halde TCK.nun 61.maddesindeki ölçütlere göre gerekçe gösterilmeksizin alt sınırın üzerinde 120 gün olarak tayin edilmesi,Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 29/04/2013 gününde oybirliği ile karar verildi.