Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/24018 E. 2013/7937 K. 29.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/24018
KARAR NO : 2013/7937
KARAR TARİHİ : 29.04.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, şikayetçi …’ın mobilya atölyesine gittiği, cami hocasının elektrik kablosu istediğini söyleyerek şikayetçiden ara kablosu aldığı ve … yerinden ayrıldığı, ardından demir doğrama atölyesi olan şikayetçi …’ın … yerine gidip karşıda bulunan konfeksiyon atölyesinde çalıştığını, … yerinde lazım olduğunu beyan ederek ara kablo istediği, buradan da ara kabloyu aldıktan sonra alüminyum doğrama atölyesi işleten şikayetçi …’un … yerine gittiği ve o civarda bulunan fırında çalıştığını söyleyip kullanıp iade etmek üzere ara kablo aldığı, yolda yürüdüğü sırada şikayetçi …’ın sanığa verdiği elektrik kablosunu sorduğu ve sanıkla birlikte camiye gittikleri, cami hocasının böyle bir kablo istemediğini söylemesi üzerine şikayetçilerin olayı polise bildirmeleri sonucu sanığın yakalandığı, bu şekilde gerçekleşen olayda, sanığın eylemlerinin her bir şikayetçiye karşı ayrı ayrı dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.5237 Sayılı TCK’nın 168.maddesindeki etkin pişmanlık hükmünün uygulanabilmesi için, failin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle gidermesi gerektiği, ayrıca Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 27.05.2008 gün ve 2008/11-127-147 sayılı kararında açıklandığı üzere, 5237 sayılı Yasanın 168.maddesinin “pişmanlıktan kaynaklanan iade ve tazmini” esas aldığı, somut olayda ise; 28.05.2007 tarihli takdiri kıymet-teslim ve tesellüm tutanağına göre, sanığın kollukça yakalanması üzerine, şikayetçi …’dan aldığı kablonun kolluk tarafından şikayetçiye teslim edildiği anlaşılmakla, sanık hakkında, bu müştekiye yönelik eylemi nedeniyle etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine; ancak,
5237 sayılı TCK’nın 53.maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilmeye kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 1412 Sayılı CMUK’un 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, fakat, bu aykırılıkların yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkralarından, 5237 sayılı Yasanın 53.maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkarılıp yerine, TCK’nın “53.maddesinin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” ibarelerinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 29.04.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.