YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/24081
KARAR NO : 2013/7257
KARAR TARİHİ : 18.04.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
…
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık hakkında “dolandırıcılık” suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın kendisini müşteki …’ye … olarak tanıttığı, ona “senin oğlun İbrahim benim askerlik öncesi arkadaşım” diyerek güvenini kazandığı, “bizim halde işyerimiz var, bize şoför lazım” dediği, müştekiyi şoför olarak işe aldıracağını söylediği, ondan … plakalı aracını istediği, bu araç ile müşteki…’in eşi olan diğer müşteki …’ın yanına gittiği, bu müştekiye “abla askerdeki oğlun … ‘e para gönderecekmişsin sen bana ver ben götürüp yatırayım” dediği, müşteki …’ın sanığın kendilerine ait araba ile gelmesi nedeniyle güvendiği, bu şekilde sanığın müştekiden 220 TL aldığı ve kayıplara karıştığı olayda, dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın müşteki…’e karşı dolandırıcılık fiilini işledikten sonra, bu eylemi sonucu aldığı aracı da kullanmak suretiyle diğer müşteki …’a karşı dolandırıcılık suçunu işlediği, bu eylemler iki ayrı suç oluşturduğu halde hakkında TCK’nun 43.maddesinin uygulaması ve suça konu aracın müştekinin şikayeti üzerine sanıkta yakalanarak polis tarafından müştekiye teslim edilmesi karşısında TCK’nun 168.maddesinin uygulanması suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz bulunmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık hakkında temel ceza tayini sırasında hürriyeti bağlayıcı cezanın alt sınırdan belirlendiği halde adli para cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak tespit edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “60 gün”, “75 gün”, “25 gün”, “20 gün” ve “400 YTL” adli para cezası ibarelerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “6 gün”, “2 gün”, “1 gün” ve “20 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 18/04/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.