Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/24149 E. 2013/8057 K. 30.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/24149
KARAR NO : 2013/8057
KARAR TARİHİ : 30.04.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Somut olayda; sanığın, 01/07/1999 – 23/06/2006 tarihleri arasında sigortalı şekilde MÜSİAD Dernek Genel Sekreteri olarak çalıştığı, aynı zamanda dernek yöneticileri tarafından banka hesabına yatırılamayan aidatları tahsil etmek için de görevlendirildiği, gelen şikayetler üzerinde üç dernek üyesinden haricen üyelik aidatı olmasına rağmen bunları derneğe teslim etmeyerek uhdesinde bıraktığı bu şekilde hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediğine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Sanığın dernek genel sekreteri olarak çalıştığı üye aidatlarının derneğin hesabına üyelerce internet üzerinden ödendiği anlaşılmakla; aidat toplama görevi bulunmayan sanığın aidatlarını elden vermek isteyenlerden aidatları alıp ödememesi eyleminin TCK 155/1.maddesine uyduğu yazılı şekilde TCK 155/2 maddesi gereğince hüküm kurulması,
2-Katılan … 09.04.2008 günlü oturumda, kamu davası açıldıktan sonra sanığın, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçuna konu paraları dernek muhasip üyesine ödendiğini ileri sürmesi karşısında; katılan …’in anlatımı araştırılıp, sonucuna göre 5237 sayılı TCK. 168/2.

maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulama koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilmeden yazılı biçimde hüküm kurulması,
3-5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231/6. maddesinde, “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” karar verilebilmesi için, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunması, suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi, kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işleyemeyeceği hususunda kanaate varılması, biçiminde sıralanan koşulların öngörülmesi karşısında; yasa maddesinde belirtilen bu hususların irdelenip gerekçelendirilmesi suretiyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı konusunun takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle 5271 sayılı CMK.nun 231. md. sinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
4-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 Esas, 2007/152 Karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, bunun gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin de yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerektiği halde TCK’nın 61. maddesindeki ölçütlere göre gerekçe gösterilmeksizin alt sınırın üzerinde 60 gün olarak tayin edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nun 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, 30.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.