Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/24336 E. 2013/8435 K. 07.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/24336
KARAR NO : 2013/8435
KARAR TARİHİ : 07.05.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, dolandırıcılık, özel işaret ve kıyafetleri usulsüz kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1)Sanık hakkında “özel işaret ve kıyafetleri usulsüz kullanma” suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde;
Sanık hakkında hükmolunan cezanın miktar ve türüne göre hükmün 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 5219 Sayılı Kanunun 3-B maddesi ile değişik 1412 Sayılı CMUK.nun 305/1.maddesi gereğince hüküm tarihine göre temyizi mümkün olmadığından, sanığın bu suçtan kurulan hükme yönelik temyiz isteğinin aynı kanunun 317.maddesi gereğince REDDİNE,
2)Sanık hakkında “dolandırıcılık” suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde;
a)Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07/02/2006 tarih, 11-129-13 sayılı içtihadında belirtildiği üzere; banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Suçun bu nitelikli halinin oluşabilmesi için, bankaya ait mal veya hizmetler ile fonksiyonlarının kullanılması yeterlidir; suçun mağdurunun kim olduğu nitelikli halin oluşumu bakımından ayırıcı bir ehemmiyet arz etmemektedir.
Yukarıdaki ilkeler ışığında somut olay incelendiğinde;
Sanığın, tanık Selcan …’u aldatarak temin ettiği doktor kıyafetini giyip boynuna steteskop takarak bir iş merkezindeki reyonun başında bekleyen şikayetçi …’in yanına gitmesi, şikayetçiye kendisini doktor olarak tanıtan sanığın hastaneye geldiğinde kendisine yardımcı olacağını söyleyip güven telkin ederek 30,00 TL borç para alıp maaşını çektiğinde 300,00 TL olarak ödeyeceğini söylemesi, iki gün sonra şikayetçiyi arayıp banka hesap numarasını alan sanığın kısa bir süre sonra tekrar aradığı şikayetçiye 300,00 TL’yi hesabına yatırdığını söyleyerek kendisi ile görüşmek istediğini söylemesi, buluştuklarında 300,00 TL parayı ATM’den şikayetçinin hesabına havale ettiğine dair ATM dekontunu şikayetçiye verip üzerinde para kalmadığını söyleyerek şikayetçiden 100,00 TL borç para istemesi üzerine şikayetçinin sanığın istediği parayı çekmek için ATM’den hesabını kontrol ettiğinde paranın yatmadığını görerek sorduğunda sanığın paranın ertesi gün hesabına geçeceğini söyleyerek yanından ayrılması, birkaç gün sonra hesabını tekrar kontrol eden şikayetçinin sanığın yatırdığını söylediği paranın halen hesabına geçmediğini görerek bankaya sorduğunda, sanığın boş zarf atarak ATM cihazından aldığı dekontu kendisine ibraz ederek aldattığını öğrenip suç ihbarında bulunarak sanığı yakalatması şeklinde gelişen olayda, sanığın hileli hareketleri ile temin ettiği banka ATM cihazı dekontunu şikayetçiye ibraz ederek dolandırmaya çalışmış olması karşısında eyleminin 5237 sayılı TCK.nun 158/1-f maddesinde düzenlenen “banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılığa teşebbüs” suçunu teşkil ettiği gözetilmeksizin basit dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması,
b) Kabule göre de; hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca, tayin olunan ceza yönünden sanığın kazanılmış hakkı saklı kalmak kaydıyla BOZULMASINA, 07.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.