Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/24376 E. 2013/10031 K. 29.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/24376
KARAR NO : 2013/10031
KARAR TARİHİ : 29.05.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Görevi Kötüye Kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
… Barosuna kayıtlı olarak Kilis’de avukatlık yapan …’nun katılanlardan 60.000 TL alacaklarını tahsil etmek amacıyla vekaletname ve alacağı belgeleyen kambiyo senetlerinden olan bono aldığı, ancak sanığın bonoya yapıştırılması gereken damga pullarını yapıştırmamak ve kendisine haksız menfaat temin etmek amacıyla elinde müştekiler tarafından verilmiş alacağa ilişkin bono olmasına rağmen borçlu aleyhine ilamsız adi takip yolu ile icra takibi yaptığı, borçlunun itirazı üzerine ilamsız takibin iptal edildiği, bu iptalin sonucu olarak da müştekilerin alacak miktarının % 40’ı oranında icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edildiği, sanık avukatın daha sonra müştekiler tarafından kendisine verilen başta icraya koymadığı bonoyu alacağı tahsil etmek amacıyla ihtiyati haciz kararı aldığı,ihtiyati haciz kararı üzerine bonoyu icraya koyup kambiyo senetlerine mahsus icra takibi yaptığı, bonoya yapıştırması gereken 4050 TL lik damga puluna karşılık müştekilere bilgi vermeden 4500 TL damga pulu masrafı aldığı, almış olduğu damga pulu masrafını yapılması gereken masraftan 450 TL fazla olduğu, ayrıca müştekilerden 9000 TL ihtiyati haciz teminatı aldığı, yapmış olduğu haciz sırasında sırf ihtiyati haciz için yatırmış olduğu teminatı takip borçlusunun muvafakatını alarak geri almak amacıyla borçlunun eczanesinde bulunan ilaçların bir kısmı ile klima, 37 ekran televizyon VCD player gibi bir takım eşyaları haczedip muhafaza altına almadığı, eksik haciz yaptığı, eksik haciz karşılığında borçludan muvafakat alıp ihtiyati haciz teminatını geri aldığı, bu işlemlerden müştekilerin haberlerinin olmadığı, daha sonra müştekilerin durumu öğrenmeleri üzerine sanık avukatın müştekiler tarafından azledildiği, haciz işlemlerinin başka avukata yaptırıldığı, sanık avukatın almış olduğu fazla damga pulu parası ile ihtiyati haciz için yatırılan teminatı müştekilere iade etmediği, belirtilerek açılan davada;

Mahkemece sanığın eylemleri kül halinde görevi kötüye kullanma suçu olarak nitelendirilmiş ise de;
Hükümden sonra 19.12.2010 tarihinde yürürlüğe giren 6086 sayılı Kanunun 1.maddesi ile TCK’nın 257/1-2.madde-fıkralarında yer alan “kazanç” sözcüğünün “menfaat” olarak değiştirilmesi, bu fıkralarda öngörülen cezaların alt ve üst sınırlarının da indirilmesi ve TCK’nın 257/3. fıkrasında “bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası” şeklinde düzenleme yapılması karşısında, TCK’nın 7/2.madde-fıkrasındaki “suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur” hükmü gözetilerek, sanığın hukuki durumunun sözü edilen 6086 sayılı Kanunla değişik TCK’nın 257/1.maddesi uyarınca yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, katılanlar vekili ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 29.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.