YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/24406
KARAR NO : 2013/8300
KARAR TARİHİ : 06.05.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın Bağ-Kur’a kaydı bulunan babası …’ı kendi sigortasından faydalandırmak ve tedavi ettirmek suretiyle kurumu 394,41 TL dolandırdığının iddia edildiği somut olayda;sanığın savunmasında babası …’ın Bağ-Kur’a kaydının olduğundan haberinin olmadığını, köy muhtarının kendilerinin bilgisi dışında babasını Bağ-Kur’a kayıt ettirdiğini ve kayıt ettirirken babasının … olan baba adını Mülayim olarak yazdırdığını, kendisi çalıştığı kuruma babasını ve annesini bakmakla yükümlü olduğuna dair beyanname verirken Bağ-Kur’dan da babasının sigortalı olmadığına dair yazı aldığını ve babasının baba adının farklı yazılması nedeniyle durumun ortaya çıkmadığını, ancak daha sonra babasının Bağ-kur da kaydının bulunduğunu öğrenir öğrenmez babası yönünden kendi sağlık sigortası üzerinden yapılan tedavi giderinin tamamını ödediğini savunması, 2926 sayılı Kanun’un 8. ve 9. maddelerine göre köy muhtarının ihbarı ile re’sen tecilin mümkün olduğu, sanığın babasının kaydı olmadığına dair Bağ-Kur kurumundan belge alırken hileli davranışlarda bulunmadığı anlaşılmakla, kamu kurumunu dolandırmak kastıyla hareket etmediği ve bu nedenle üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı kabul edilerek sanığın üzerine atılı suçtan beraatine dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 06.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.