YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/24439
KARAR NO : 2013/9534
KARAR TARİHİ : 22.05.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, Resmi Belgede Sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık hakkında hükmolunan ceza miktarına nazaran, sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’un 318. maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede;
Sanık hakkında dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan hükümler bakımından yapılan temyiz isteğinin incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın 28.05.2006 tarihinde 7.000.00.TL bedelli 30.08.2006 ve 30.09.2006 vade tarihli iki adet senedi katılan … adına, 25.06.2006 tarihinde 20.08.2006, 26.09.2006 vade tarihli 5.500.00 TL bedelli iki adet senedi katılan … adına sahte olarak düzenleyerek almış olduğu krediye karşılık Yapı Kredi Bankasına teminat olarak verdiği ve anılan senetlerin Yapı Kredi Bankasınca katılanlar aleyhine takibe konulduğu, ancak senetlerdeki imzanın katılanların eli ürünü olmadığının anlaşılması üzerine tahsil edilemediğinin iddia edildiği somut olayda; sanığın
katılanlar adına senetleri düzenleyerek aldığım krediye karşılık Yapı Kredi Bankası’na verdim şeklinde beyanda bulunması, Yapı Kredi Bankası’nın 07.04.2007 tarihli yazısında sanığın aldığı krediye karşılık suça konu senetleri verdiğinin belirtilmesi karşısında, sanığın, önceden doğmuş bir zarar veya doğmuş bir borç için hileli davranışlarda bulunması halinde zarar veya borç, kandırıcı nitelikteki davranışlar sonucu doğmayacağından dolandırıcılık suçunun oluşmayacağı dikkate alınarak, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkartılması bakımından; suça konu senetlerin kredi alımı sırasında mı yoksa borç doğduktan sonra yani kredi kullanımından sonra mı verildiği konusunda sanık ve Yapı Kredi Bankası’nın ayrıntılı ve olayı açıklığa kavuşturacak şekilde beyanlarının alınması, senetlerin önceden doğan borca karşılık verilmesi halinde suçun kast unsurunun oluşmayacağı buna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekeceği ve senetlerin aynı anda hazırlanarak verilip verilmediği araştırılarak aynı anda verilmiş ise tek suç ayrı tarihlerde verilmişse teselsül eden tek suç oluşacağı gözetilmeden eksik inceleme ile ve oluşa uygun olmayan değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre;
Sanığın eyleminin, 5237 sayılı TCK’nın 158/1-j maddesinde düzenlenen banka tarafından tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin hatalı değerlendirme yapılarak aynı yasanın 158/1-f.maddesi gereğince hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 22.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.