Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/24445 E. 2013/8608 K. 09.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/24445
KARAR NO : 2013/8608
KARAR TARİHİ : 09.05.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Müştekilerin bir kalabalık görmeleri üzerine oyun oynayan şahısların yanına geldikleri, bu esnada devamlı para kazandırıyor görüntüsü veren sanık …’nun müştekilere paralarının olup olmadığını sorarak varsa vermelerini kazandıkları parayı paylaşacaklarını söylediği, bunun üzerine müştekiler … ve …’un 640’ar TL, müşteki …’in de 100 TL parasını sanık …’ya verdikleri, bu sanığın aldığı paraları diğer sanık ……’ın oyun oynattığı kağıtların üzerine koyduğu,ancak kağıtları açmadan paraları da alıp olay yerinden birlikte kaçtıkları iddia ve kabul edilmiş ise de;
1-Hükme dayanak alınan ve fotokopi niteliğinde olan 27/08/2006 tarihli “fotoğraf teşhis tutanağı”nın aslına uygunluğunun onaylanmaması suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 169.maddesine aykırılık oluşturulması,
2-Dosya içeriği itibariyle sanıkların olaydan sonra yakalanmadıkları ve teşhisin fotoğrafla yapıldığı halde,gerekçeli kararda “… her ne kadar sanıklar atılı suçu işlemediklerini savunmuşlar ise de olaydan sonra yakalanarak müştekiler tarafından teşhis edilmiş olması karşısında bu savunmalarına itibar edilmenin mümkün görülmediği, bu şekilde atılı suçu işledikleri..” denilmek suretiyle hükmün gerekçesinin bu yönüyle dosya içeriği ile uyumlu olmaması,
3-Şikayetçi … istinebe yoluyla alınan 23/07/2007 tarihli beyanında “..Karakolda gösterilen resimlerden iki şahsı teşhis ettik..” şeklinde beyanda bulunmuş ise de; 27/08/2006 tarihli fotoğraf teşhis tutanağının diğer iki müşteki tarafından imzalanmasına ve dosya içinde şikayetçi …’ın isim ve imzasını taşıyan fotoğraf teşhisine ilişkin herhangi bir tutanak bulunmamasına rağmen, bu hususun araştırılmamış olması,
4-Sanık …… … 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2008/180 Talimat sayılı evrakında 13/03/2008 tarihinde savunması alınırken “…ifademi müdafiim ile vereceğim..” dediği halde müdafii tayin edilmeden beyanı alınmak suretiyle savunma hakkının kısıtlanmış olması,
5-Sanıkların aşamalardaki beyanlarında suçsuz olduklarını savunmaları, müşteki …’un 09/03/2009 havale tarihli dilekçesinde “şikayetçi olduğum şahsı suçlular dosyasında teşhis etmiştim, tam o şahsında olup olmadığını bilmiyorum..” diyerek çelişkiye düşmesi ve müştekilerden Burhanettin’e daha önce teşhis yaptırılmaması karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkartılması bakımından; sanıklar ve müştekilerin hazır edilerek kendilerine yönelik suç işleyen kişilerin sanıklar olup olmadığı konusunda açık beyanlarının alınıp canlı teşhis yaptırılmak suretiyle, sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının değerlendirilmesi gerektiği halde eksik araştırma sonucu hüküm kurulmuş olması,
Kabule göre de;
6-Suçun sanıklar tarafından işlendiğinin anlaşılması halinde mağdur sayısı kadar suç oluşacağının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı yasanın 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’un 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; 09.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.