YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/24515
KARAR NO : 2013/8838
KARAR TARİHİ : 14.05.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07/02/2006 tarih, 11-129-13 sayılı içtihadında belirtildiği üzere; banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Suçun bu nitelikli halinin oluşabilmesi için, bankaya ait mal veya hizmetler ile fonksiyonlarının kullanılması yeterlidir; suçun mağdurunun kim olduğu nitelikli halin oluşumu bakımından ayırıcı bir ehemmiyet arz etmemektedir.
Yukarıdaki ilkeler ışığında somut olay incelendiğinde;
Sanık … Karaaağaç’ın daha evvel şikayetçi …’in iş yerinden çalınan suça konu çeki kullanması için diğer sanık …’e vermesi, sanık …’ın ise bahsi geçen çeki taşınmaz satın aldığı şikayetçi …’ye teminat olarak verip kullanması şeklinde geliştiği iddia olunan olayda, sanıklar suçlamayı kabul etmemiş olup, mahkemece çek üzerinde herhangi bir inceleme yapılmamış olması, sanık … hakkında şikayetçi …’in iş yerinden suça konu çek ile birlikte çalınan diğer çeklerle ilgili suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan açılmış kamu davasının bulunduğu ve bu dosyanın akıbetinin sorulmamış olması karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından; sahtecilik suçlarında belgenin aldatma niteliğinin bulunup bulunmadığını belirlemek görevi mahkemeye ait olduğundan, suça konu belgelerin aslı getirtilip incelenerek, özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması ve gerekçeli kararda aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının tartışılması ile suça konu belge aslının denetime olanak tanıyacak şekilde dosya içerisinde bulundurulması, sanık … hakkında … 10.Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/1597 Esas sayılı dosyası üzerinden yürütülen kovuşturmaya ilişkin belgelerin incelenerek ilgili olanlarının dosya arasına alınması, suça konu çeki doldurduğu anlaşılan tanık …’ın karakol beyanı bulunup yeminli ifadesine başvurulmamış olması nedeniyle bahsi geçen tanığın celp edilerek olaya ilişkin ayrıntılı beyanının alınması, çek hesabı sahibi şikayetçi …’in kovuşturma aşamasında beyanına başvurulmamış olup, dinlenilmesinden vazgeçilmesine ilişkin bir karar da verilmediğine göre, şikayetçinin celbi ile olaya ilişkin beyanına başvurulmasının ardından toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.