YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/24630
KARAR NO : 2013/8381
KARAR TARİHİ : 06.05.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık …’in, mağdur … adına düzenlenmiş sahte sürücü belgesiyle, … Akbank şubesine giderek, şubede nakit yetkilisi olarak çalışan tanık …’a mağdura ait sahte sürücü belgesini ibraz etiği, mağdura ait Akbank … Şubesinde bulunan fon hesabından 15.500,00 TL para çekmek istediğini söylediği, talep yönünde işlemlerin yapıldığı sırada sanığın ayrıca, kendisinin şehit babası olduğundan dolayı çok üzgün olduğunu ve sağ elinin titrediği şeklinde beyanlarda bulunarak işlem sonunda mukayese sonucu olabilecek imza tutarsızlığını açıklamaya yönelik çaba sarf ettiği, şüphelenen tanığın para çekilmek istenen hesabın sahibi olan mağdura ait olarak görünen cep telefon numarasını aradığı, sanığın telefonunun çalması üzerine telefonunu kapattığı, akabinde bekleme yerinde bulunan sanığın, tanığın bulunduğu yere giderek tanığa hitaben “beni siz mi aradınız?” şeklinde sorması üzerine tanıktaki şüphenin ortadan kalktığı, yapılan soruşturmada, işlem yapılan hesaptaki telefon numarasının sanık tarafından daha önceden ilgili bankanın başka bir şubesine yapılan müracaat ile değiştirildiği, sanığın bu şekildeki hileli söz ve davranışları ile iğfal kabiliyetine haiz resmi belge niteliğindeki sürücü belgesi ibrazı sonucu sahte olarak kullandığı mağdura ait kimlik bilgilerini hususunda inandırıcılık sağladığı ve başladığı işlemi tamamlatarak mağdura ait 15.500,00 TL’yi bankadan çekerek kendi adına menfaat sağladığının iddia edildiği olayda;
1-Dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
5237 sayılı TCK’nın 158.maddesinin 1.fıkrasının (e), (f) ve (j) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde suçtan elde edilen haksız menfaat miktarı belli ise; tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek, belirlenecek gün sayısı üzerinden artırım ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52.maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi yerine, çekilen paranın 15500 TL. olmasına rağmen, sanık hakkında 1000 gün adli para cezası karşılığı cezalandırılmasına karar verilmesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Suça konu sahte sürücü belgesinin aslının ele geçirilememesi nedeniyle iğfal kabiliyeti yönünden bilirkişi incelemesi veya mahkemece gözlem yapılmadığı anlaşılmakla, eksik incelemeyle resmi belgede sahtecilik suçundan yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.