YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/24657
KARAR NO : 2013/8866
KARAR TARİHİ : 14.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; Sanığın, kardeşini evlendirmek isteyen katılan …’e kardeşi için kız bulabileceğini ancak kızın ailesinin bu iş için 1000 TL istediğini söyleyerek ondan para talep ettiği, daha sonra bu miktarı 500 TL’ye düşürdüğü ve katılanlardan bu parayı almak suretiyle sanığın atılı suçu işlediğine dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak
oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a)Sanığın en ağır cezayı içeren mahkumiyetinin tekerrüre esas alınması gerektiği gözetilmeden, birden fazla mahkumiyetin tekerrüre esas alınması,
b-)Tekerrüre esas cezası bulunan sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, infazda duraksamaya, karışıklığa neden olacak ve infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde 1 yıl denetimli serbestlik tedbir süresinin belirlenmesi,
Bozmayı gerektirmiş olduğundan hükmün, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu aykırılıklar aynı Kanunun 322. maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hüküm fıkrasından 58/6. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısmından sanığın dosyada bulunan ilamlardan geçmiş mahkumiyetlerinden en ağırı olan 27/02/2007 tarihinde kesinleşmiş bulunan …Asliye Ceza Mahkemesinin 2005/261 E – 2006/7 K sayılı kararıyla dolandırıcılık suçundan dolayı verilen 6 ay hapis hapis cezası dışındaki mahkumiyetlerinin çıkartılması ve hüküm fıkrasının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin cümlesinin “1 yıl” denetim süresine ilişkin ibaresinin çıkartılması suretiyle diğer yönleri doğru olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 14.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.