YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/24733
KARAR NO : 2013/8363
KARAR TARİHİ : 06.05.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Katılan vekilinin temyiz isteminin … hakkında verilen suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan kurulan beraat kararıyla sınırlı olduğu belirlenerek, katılan vekilinin ve sanık …’in temyiz taleplerine yönelik yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 55/son maddesi ve Sosyal Sigortalar Yoklama Yönetmeliği’nin 73 ve devamı maddesi ile ilgili tebliğin 6 ve 7. maddeleri kapsamında;
Gelir veya aylık almakta iken ölen ya da gerekli koşulları kaybedenlerin zamanında belirlenerek, öncelikle bunlar adına yapılan ödemelerin durdurulması, daha sonra da gelir/aylığın kesilerek varsa yersiz ödemelerin geri alınması amacıyla bu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen usul ve esaslar dahilinde yoklama işlemleri yapılır. Ölüm geliri veya ölüm aylığı alanlar için, sigortalının; dul eşinin evlenmediği hususları, Sosyal Güvenlik Kurumu’nca yürütülecek yoklama işlemleri ile tespit edilir.
Şikayetçi kurum olan sosyal güvenlik kurumunun gerekli gördüğü zaman ve hallerde belirleyeceği yöntemlerle gelir veya aylık alanlarla bunların veli, vasi, kayyım ve vekillerinin, tebliğin 6. maddesinde yer alan bilgilerinin tespiti amacıyla yoklama yaptırabilir. Yoklama işlemi gelir veya aylık ödeyen bankalar ve PTT şubelerine de yaptırılabilir. Kurumca, gelir/aylık alma şartlarının devam edip etmediğinin tespiti amacı ile gerekli görülen hallerde, kendi mevzuatlarına göre kayıt veya tescil yapan ilgili kurum, kuruluş, birlik ve odalar ile vergi dairelerinden usulüne göre düzenlenmiş belge istenebilir, kurumun ödemeler kütüğü ile Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’nün nüfus kütüklerinin her ay 15 günü geçmemek üzere belirli periyotlarla karşılaştırılarak, cinsiyet değişikliği, ölüm veya evlenme nedeniyle gelir ve aylık alma hakkını yitirdiği tespit edilen sigortalı ve hak sahiplerinin gelir/aylık ödemeleri durdurulur” hükmüne amirdir.
5510 sayılı Kanun’un 96.maddesine göre; “kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler; kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden, kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu sürenin sonundan itibaren hesaplanacak olan kanuni faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır” hükümleri gözetilerek,
Sanık …’in, eski eşinden ölüm sigortası aylığı almakta iken, evlenmesine rağmen bu durumu katılan kuruma bildirmeyip, ölüm sigortası üzerinden maaş almaya ve sağlık hizmetlerinden yararlanmaya devam ettiği, evlendiği eşi olan sanık …’in de elde edilen haksız kazançtan haberdar olduğu, böylelikle her iki sanığın suçtan elde ettikleri parayı birlikte harcadıklarının iddia edildiği olayda;
1-Sanık … hakkında suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan kurulan beraat kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Katılan kurum tarafından nüfus idaresi aracılığıyla yapılacak basit bir incelemeyle, …’in yeniden evlendiğinin tespit edilebilmesinin mümkün olması karşısında,
dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmayacağı, bu durumda sanık …’in üzerine atılı suç eşyasının kabul edilmesi suçunun da somut olay açısından söz konusu olamayacağı gözetilerek, mahkemece sanık hakkında verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiş olup, bu hususta bozma talep eden tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından, kişinin aylık aldığının nüfusa bildirmesi ve sonrasında, ilgili nüfus idaresinin de, evlenmenin gerçekleşmesi halinde, anılan kuruma bu hususu bildirmesi gerektiğinden, katılan kurum tarafından nüfus idaresi aracılığıyla kontrol ve denetim zorunluluğunun bulunduğunun anlaşıldığı, bu durumda ölüm sigortası aylığı alan …’in nüfus kaydı üzerinde yapılacak basit bir incelemeyle yeniden evlendiğinin kolaylıkla tespit edilebileceği hususları gözetilerek, dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmayacağı gözetilmeden, beraatı yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.