Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/24829 E. 2013/8438 K. 07.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/24829
KARAR NO : 2013/8438
KARAR TARİHİ : 07.05.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden almak, hırsızlık suçunun temel şeklidir. Taşınır malın alınmasının suç oluşturabilmesi için, zilyedinin rızasının bulunmaması gerekir.
Somut olayda; sanığın, katılan … ile marketin önünde karşılaştığı ve katılana acil işi olduğunu söyleyerek …’e ait motosikleti alıp gittiği, daha sonra …yolu üzerinde diğer katılan … ile karşılaştığı ve kendisinin …’da bir firmada işçi çalıştırdığını ve taşeron olduğunu bu nedenle iş aradığını Ali’ye söylediği, Ali’nin de işe ihtiyacı olması nedeniyle sanığa güvenerek kendisinin de işe gitmek istediğini söylediği ve birlikte… Köyü’ndeki evlerine gittikleri, oradan ayrıldıktan sonra katılan … ile sanık Kızyusuflu Köyü’ne gitmek üzere yol kavşağına geldiklerinde sanığın Ali’ye “benim Sofular Köyü’nde işim var taşeron beni arayabilir, sen telefonunu bana ver, benim motosikletimde benzin azaldı, sen bu motosikleti al ben de seninkiyle işimi görüp geleyim” diye söyleyerek katılan …’yi hileli davranışlarıyla kandırarak cep telefonunu ve motosikletini aldığı olayda; sanığın katılan …’e karşı gerçekliştirdiği eyleminde; katılanın geçici de olsa motosiklet üzerindeki zilyetliği devir iradesinin olmadığı, fiili hakimiyetin kaybı sonucu oluşan zilyetlik ile de hırsızlık suçunun oluştuğuna; katılan …’na yönelik eyleminde de; hileli davranışlarda bulunarak cep telefonu ve motosikletini almak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Gerekçeli Karar başlığında Suç bölümünde “Güveni Kötüye Kullanma” olarak yanlış yazılan suç isminin mahallinde “Hırsızlık” olarak düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
5237 sayılı TCK’nın 141/1.maddesi gereğince belirlenen 1 yıl 6 ay hapis cezasından 5237 sayılı TCK’nın 62.maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılması sonucu 1 yıl 3 ay hapis cezasına hükmolunması gerekirken 15 ay hapis cezasına hükmolunmak suretiyle sanığa eksik ceza tayin edilmiş olması aleyhe temyiz olmadığından, bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı Yasanın 53.maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan haklardan aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilmeye kadar 53.madde 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından, 5237 sayılı Yasanın 53.maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp yerine, “TCK.nun 53.maddesinin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 07.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.