YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/25199
KARAR NO : 2013/8753
KARAR TARİHİ : 13.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın suç tarihlerinden önce tanık …’i ziyaret etmek amacıyla şahsın çalıştığı iş yerine gittiği ve katılanların ağabeyi …’un da bulunduğu bir ortamda, bir kişiyi Telekomda işe soktuğunu söylemesi üzerine tanık…nın kendi eşini, tanık …’un da kardeşleri olan katılanları işe aldırmasını sanıktan talep etttikleri, sanığın talepleri kabul ederek Türk Telekom’da bir yakını vasıtasıyla şahısları işe aldıracağını vaad edip, bilahare katılanlardan bazı evraklar tedarik ederek her bir katılandan 2400 TL olmak üzere toplam 4800 TL parayı menfaatine geçirmek suretiyle atılı suçu işlediğinin iddia ve kabul edildiği somut olayda; hükme esas alınan katılanların ağabeyi tanık …’un 18.03.2009 tarihli celsedeki “…..kardeşim … kendisi ve …’in eşi için 1000 YTL hazırladı. Telekoma girmeden önce sanığa verdi…” şeklindeki beyanı ve tanık …’in aşamalardaki beyanlarında eşini işe aldırması için sanığa para verdiğini ifade edip, soruşturma aşamasındaki 04.09.2008 tarihli savcılık ifadesinde, mağduru olduğu eylem nedeniyle 2008/110760 numaralı evrak üzerinden başka bir soruşturma olduğunu açıkça ifade ettiği gözetildiğinde, sanık hakkında …’e yönelik işlenen suçtan dolayı ayrıca dava açılıp açılmadığının araştırılması, açıldığının tespiti halinde söz konusu dava dosyasının celbi ile, derdest olması halinde davaların birleştirilmesi, karar kesinleşmişse onaylı bir örneğinin dosyaya eklenmesi ve sanığın hangi mağdurlardan aynı yer ve zamanda, hangi mağdurdan farklı tarihte, ayrı ayrı para aldığı araştırılıp birden fazla mağdurdan aynı anda veya aynı mağdurdan bir suç işleme kararı altında değişik tarihlerde para alınmasının zincirleme suçu oluşturacağı gözetilerek sanığın hukuki durumunun buna göre tayin ve takdiri yerine, gerekçe gösterilmeksizin suçun her bir katılana karşı ayrı ayrı işlendiği ve katılan sayısınca oluştuğundan bahisle ve tanık …’e yönelik eylem hususunda herhangi bir araştırma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre;
1-Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle, asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
2-5237 sayılı TCK’nın 53.maddesi uyarınca sanığın belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasının kasten işlenen suçtan dolayı hapis cezası ile cezalandırılmanın kanuni sonucu olmasına rağmen, anılan maddenin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.