Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/25326 E. 2012/35925 K. 30.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/25326
KARAR NO : 2012/35925
KARAR TARİHİ : 30.04.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21/11/2011 gün ve 2011/9-192-241 sayılı kararında da açıklandığı üzere ve CMK”nın 196. maddesi hükümlerine göre, alt sınırı 5 yıldan az hapis cezası gerektiren suçlardan dolayı yapılan yargılamada, yargılandığı yer adli yargı sınırları dışında ve başka suçtan tutuklu bulunan sanığın talimatla sorgusunun yapılmasında usule aykırılık bulunmadığından tebliğnamedeki bu hususa ilişkin bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda;
Sanığın olay tarihinde nakliyatçılıkla uğraştığı, borçları nedeniyle planlı olarak yolda bulduğunu ifade ettiği … … adına düzenlenmiş ehliyetname suretine kendi resmini yapıştırıp yeniden fotokopisini çektirmek suretiyle elde ettiği evrakı kullanıp yanıltmak suretiyle, müştekiden sevk irsaliyesi ile Sivas’a götürmek üzere aldığı 18.240 adet salça yükünü gideceği yere ulaştırmamak suretiyle maledinmesi şeklinde gerçekleşen eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş olup bu nedenle tebliğnamediki bozma isteyen düşünceyede iştirak edilmemiştir.
Sanık hakkında TCK’nın 53. maddesi uygulanmamış ise de, hapis cezasıyla mahkumiyetin doğal sonucu olarak infaz aşamasında bu hususta mahkemesinden ek-karar alıması mümkün görülmüştür.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 30/04/2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.