Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/25374 E. 2013/9077 K. 16.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/25374
KARAR NO : 2013/9077
KARAR TARİHİ : 16.05.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; Edirne 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2007/148 E ; 2008/17 K sayılı birleştirilen dosyası sanıklarından olan ve hakkında yüklenen suçlardan “beraat” hükmü kurulan …’i tanıyan sanığın, ondan çek hesabı açtırmasını ve alınan çek karnelerini kendisine vermesini rica edip, Akbank/Edirne şubesi nezdinde Sibel adına açılan çek hesabından alınan çek karnelerine dahil suça konu çek yapraklarını Sibel’e atfen imzalayıp kendisi de birinci ciranta olarak cirolayarak ticari alışverişlerinde kullanmak eylemlerinin “nitelikli dolandırıcılık” ve “Resmi belgede sahtecilik” suçlarını oluşturduğu iddia olunan somut olaylarda;
1-Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03/03/1998 tarih ve 6/8-69 sayılı kararında da belirtildiği gibi, önceden doğmuş borç için hileli davranışlarda bulunulması halinde, oluşan zarar veya sağlanan yarar kandırıcı nitelikte fiille doğmayacağından dolandırıcılık suçunun oluşmayacağı dikkate alınarak ; suça konu çeklerin mağdur …, katılanlar …. ve ….’ye önceden doğmuş borçlar için verilip verilmediğinin, somut yaşamdaki tabiriyle “vadeli” olarak verilmiş ise hangi tarihte verildiğinin kuşkuya yer bırakmayacak biçimde belirlenmesi, katılan …’a karşı dolandırıcılık suçunda anlatım ve evrakta adı geçen ….ile ….’nın anılan hususlarda tanık sıfatıyla usulünce dinlenmesi, dosyada yer alan “çek takip föyünde” teslim olunduğu görülen çek karnelerindeki çek yaprakları seri no’ları ile suça konu çek yapraklarının seri no’larının birbirlerini tutmadıkları nazara alınarak, sebebinin araştırılması, suça konu çek yapraklarının hangi çek hesaplarından alınma çek karnelerinden keşide edildiklerinin belirlenmeye çalışılması, toplanan deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik soruşturmayla yazılı şekilde kararlar verilmesi,
2-Kabul göre de;
a-Mağdur … ile vekilinin 22/12/2006 tarihli duruşmada ve dilekçe ile sanığın kısmi nakit ödemede bulunduğu, kalan miktar için de senet verdiği, bu nedenle şikayetten vazgeçtikleri beyanı karşısında, zararın tamamen veya kısmen tanzimi halinde uygulama ihtimali olan TCK’nun 168. maddesinde düzenlenen “etkin pişmanlık” hükmünün sanık hakkında uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılmaması,
b-Dolandırıcılık suçlarından yapılan uygulamalarda ; TCK’nun 52. maddesine aykırı olarak adli para cezasının belirlenmesine esas alınan temel tam gün sayısı belirlenmeden doğrudan para cezası takdiri,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 16/05/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.