Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/25396 E. 2013/8914 K. 14.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/25396
KARAR NO : 2013/8914
KARAR TARİHİ : 14.05.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
29.06.2007 tarihli duruşmada katılma talebinde bulunan şikayetçinin, 5271 sayılı CMK’nın 238/3 maddesi gereğince beraat eden ve hükmü temyiz etmeyen sanıkların görüşü sorulmadan katılan olarak duruşmalara kabulüne karar verilmiş ise de, duruşmada hazır bulunan sanıkların bu hususta herhangi bir itirazlarının bulunmaması nedeniyle, tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanık …’nin katılan …’a ait…Gıda isimli işyerine giderek, şirket müdürü olan mağdur …’den 200 koli bardağı 3350 TL’ye almak için anlaştığı, sanığın 350 TL’sini peşin daha sonra ise kalan kısmını vereceğini söyleyerek 100 TL bırakıp ayrıldığı, bir süre sonra mağdur …’yü arayarak bardakları sattığını ve müşterilerin hemen istediklerini söyleyerek bardakların gönderilmesini istediği, bunun üzerine mağdur …’nün bardakları işyerinde çalışan tanık Talip ile gönderdiği, sanığın tanık Talip ile bardakların 150 kolisini bir işyerine 50 kolisini de başka bir işyerine bıraktıkları, tanığın sanıktan bardakların parasını istemesi üzerine, sanığın parayı çekmek için birlikte bankaya gitmeleri gerektiğini söylediği, arabayla birlikte bankanın önüne geldiklerinde sanığın tanığa Halk Bankasına ait bankamatik kartını vererek “sen parayı çek, ben geliyorum” dediği, tanık araçtan indikten sonra sanığın ortadan kaybolduğu, verdiği bankamatik kartının da kullanılamaz durumda olduğu sabit olmakla dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık ve müdafiilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 Esas, 2007/152 Karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamasına rağmen, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde 30 tam gün olarak tayin edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “30 gün”, “25 gün” ve “500 YTL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “4 gün” ve “80 TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 14.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.