Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/25455 E. 2013/8814 K. 13.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/25455
KARAR NO : 2013/8814
KARAR TARİHİ : 13.05.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılanın, olay tarihinden iki ay kadar önce bankalardan kredi talebinde bulunmasına rağmen, başvurularının reddedildiği, bu sırada avukatı aracılığıyla tanıştığı sanık …’nın, kredi konusunda yardımcı olabileceğini söyleyerek katılandan evin tapusu, maaş bordrosu, araba ruhsatı gibi belgelerin fotokopisini istediği, ertesi gün buluştuklarında, kredi kartı borçları nedeniyle kredi vermediklerini, ancak evini eşi sanık …’nın üzerine geçirmesi halinde onun üzerinden kredi alabileceklerini, kredi çektikten sonra da evi tekrar kendisine devredeceklerini söylemesine rağmen katılanın bu teklifi kabul etmediği, sanık …’nın yurt dışında satış temsilciliği yaptığını öğrendiği katılana “Bizde böyle birisini arıyoruz gel burada bize yardımcı ol” dediği, katılanın da bunu kabul etmesi üzerine sanığın katılan adına sorumlu müdür olarak kartvizit bastırdığı, bundan bir hafta kadar sonra da sanığın katılana “Hem sana araba almak hem de iş yerine kredi çekebilmek için evini eşimin üzerine yapalım, 40 milyar kadar kredi çekelim, 15 milyarını sen araba ve borçlarına kullanırsın kalan miktarını da şirkete kullanırız, krediyi çektikten sonra evini geri vereceğiz, sana açık senet vereceğiz, hem babam… hem de karım … imzalayacak” diyerek katılanı ikna ettiği ve 160.000 TL tutarında bir senedi imzalayarak katılana verdiği, sonrasında katılanın emlak alım satımıyla uğraşan sanık …’a vekaletname vermesini sağlayarak 10.05.2007 günü evi sanık …’nın adına devrini sağladıkları, 15.05.2007 tarihinde ise, evin sanık …’e satışının yapıldığının iddia edildiği olayda; sanıklar…ve…’nın kaçamaklı ve hayatın olağan akışına uygun düşmeyen savunmaları, katılanın aşamalardaki birbirleriyle tutarlı beyanları ve tanıkların onu doğrulayan ifadeleri karşısında, sanıkların, katılanı şirketlerinde gayri resmi müdür ve ortak sıfatı vererek çalıştırmaya başlattıkları, bu şekilde sağladıkları güvenden ve katılanın rahatsızlığından yararlanarak, bankadan kredi çekmesini sağlayacakları bahanesiyle üzerine kayıtlı evin tapusunu önce sanık …’ya, 5 gün gibi kısa bir sürede de …’e devretmek suretiyle menfaat temin ettikleri, bu suretle yüklenen dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluştuğu gözetilip, sanıkların suç işlenmesindeki rolleri ve cezai sorumlulukları ayrı ayrı değerlendirilerek hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekirken, yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, O yer Cumhuriyet savcısı ile katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.