Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/25483 E. 2013/9103 K. 16.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/25483
KARAR NO : 2013/9103
KARAR TARİHİ : 16.05.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Dolandırıcılık suçunun dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle işlenmesi, bu suçun temel şekline göre daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektiren bir durum olarak TCK’nın 158/1-a maddesinde düzenlenmiştir. Madde gerekçesine göre, burada dikkat edilmesi gereken husus, dinin bir aldatma aracı olarak kullanılmasıdır.
Din, bir topluluğun sahip olduğu kutsal kitap, peygamber ve Allah kavramını da genellikle içinde bulunduran inanç sistemi ve bu sisteme bağlı olarak yerine getirmeye çalıştığı ahlaki kurallar bütünüdür. Dini inanç, dine inanan, belirli bir dine mensup kişinin duygularıdır. Bir insanın dini inanç ve duyguları ile, doğup büyüdüğü, terbiyesini aldığı ailesi, çevresi ve içinde bulunduğu toplum arasında çok sıkı bir ilişki bulunmaktadır.
Bu nitelikli unsurun gerçekleşebilmesi ve suçun oluşabilmesi için, dini kurallara bağlı olanların, önem verdiği değerler, dini inanç ve duygular aldatma aracı olarak kötüye kullanılmalı, bu suretle gerçekleştirilen hile ile haksız bir yarar da sağlanmış olmalıdır.Somut olayda;
Olay tarihinde Bedeliye Caddesinde yukarı doğru tek başına yürüdüğü sırada katılanın yanına gelerek selam veren sanık …’in katılana “beni tanıyor musun?” diyerek annesinin öldüğünü, hacca gitmek için biriktirdiği 3.000 TL’yi annesinin hayrı için dağıtacaklarını, bir kısmını da katılana annesinin hayrı için dağıtmak üzere vermek istediğini söylediği, birlikte yürüdükleri sırada bu kez sanık …’nın yanlarına gelerek “ölümüz için şu anda … okutuluyor” diyerek elindeki telefonu kendisine dinletmek istediği, telefondaki şahsın konuşmasına fırsat vermeden telefonu tekrar eline aldığı “… için paraya ihtiyacımız var üzerinde para var mı? bize verebilir misin? mevlütten sonra parayı tekrar sana vereceğiz” dediği, katılanın iyi niyetli olarak üzerinde para bulunduğunu, verebileceğini söylemesi üzerine sanık …’nın bir dükkanı tarif ederek dükkanın kendisine ait olduğunu, başka zaman geldiğinde buradan kumanya alabileceği ve kumanya’yı fakirlere dağıtmasını istediği, katılanın üzerinde bulunan 1.000 dolar 200 ve TL’yi çıkartarak sanık …’ya verdiği, sanıkların bir bina göstererek bu binada … okutulduğunu söyleyip katılanı gönderdikleri ve ortadan kaybolduklarının iddia ve kabul olunması karşısında, eylemin temas ettiği, 5237 sayılı TCK’nın 158/1-a maddesinde düzenlenen “Dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle” nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delilleri takdir ve tartışmanın üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken duruşmaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafi ve sanık …’nın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı yasanın 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, 16.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.