Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/25489 E. 2013/9091 K. 16.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/25489
KARAR NO : 2013/9091
KARAR TARİHİ : 16.05.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, İftira
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanığın mağdur …’e yönelik dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Kararda suç tarihinin 23.04.2005 olduğu halde 12.04.2005 olarak gösterilmesi mahallinde düeltilmesi mümkün görülmüştür.
23.04.2005 olan suç tarihinden temyiz inceleme gününe kadar 765 sayılı TCK’un 102/4 ve 104/2.maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık dava zamanaşımının dolduğu anlaşıldığından; 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA; ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı kanunun 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 5271 sayılı CMK’un 223/8.maddesi gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
2-Sanığın mağdur …’a yönelik dolandırıcılık, mağdur … ile katılan …’a yönelik dolandırıcılığa teşebbüs suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanık müdafinin temyiz isteminin incelenmesinde; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
04.11.2008 günlü oturumda müşteki Ömer’in katılma talebi hakkında duruşmada hazır bulunun sanığa diyeceği sorulmadan katılma kararı verilmek suretiyle CMK’nın 238/3.maddesine muhalefet edilmiş ise de, sanığın katılma talebine karşı itirazda bulunmayıp esasa ilişkin savunma yaptığı dikkate alınarak sonuca etkili görülmeyen bu husustan dolayı bozma talep eden tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Sanığın, Kozluk ilçesinde bulunan Yatılı Bölge İlköğretim Okulunun yakınında ev kiralayıp önce mağdur …’a ait … Elektronik isimli işyerine giderek kendisini …olarak tanıttıktan sonra Yatılı Bölge İlköğretim Okulunda öğretmen olduğunu, işe yeni başladığını, evlenmek üzere olduğunu ve 1 adet televizyon, televizyon sehbası, bulaşık makinası, çamaşır makinası, elektrikli süpürge, çanak anten, elembir ve kablo ihtiyacının olduğunu ayrıca yanında nakit para olmadığını, kredi kartının da limitinin dolu olduğunu, ödemeyi kredi kartıyla daha sonra yapacağını beyan ederek eşyaları satın aldığı, ardından mağdur tarafından eşyaların sanığın kiralamış olduğu eve bırakıldığı, aynı gün saat 16:30 sıralarında sanığın bu kez katılan …’a ait Bellona Baltaş Ticaret isimli işyerine giderek kendisini …olarak tanıttıktan sonra Yatılı Bölge İlköğretim Okulunda öğretmen olduğunu, işe yeni başladığını, evlenmek üzere olduğunu ve 1 adet koltuk takımı ile buzdolabına ihtiyacı olduğunu, yanında nakit para olmadığını, kredi kartının da limitinin dolu olduğunu, ödemeyi kredi kartıyla daha sonra yapacağını beyan ederek eşyaları satın aldığı, ardından müşteki … tarafından eşyaların sanığın kiralamış olduğu eve bırakılmak üzere götürüldüğü, müşteki tarafından bırakılan telefonun arandığı, bahsi geçen evin Yatılı Bölge İlköğretim Okuluna yakın olduğunun sanık tarafından beyan edilmesi sebebiyle müştekinin söz konusu okula giderek …isminde birinin öğretmenlik yapıp yapmadığını sorduğu ve sanığın öğretmenlik yapmadığını öğrendiği, sanığın bırakmış olduğu telefonunu tekrar arayarak tarif üzerine kiralamış olduğu eve gittiği, satın alınan eşyaları eve indirmeden sanıkla senet yapmak istediği, sanığın öğretmen kimliğinin eşinde olduğunu söylemesi üzerine müştekinin durumdan şüphelenerek güvenlik güçlerini arayarak konuyu anlattığı ve emniyet görevlilerince sanığın yakalandığı ayrıca işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, kendisini önce …ardından … olarak tanıtmak suretiyle başkasına ait kimlik bilgilerini kullandığının anlaşıldığı olayda, sanığın mağdur …’a yönelik eyleminin dolandırıcılık suçunu, katılan … ve müşteki …’e karşı gerçekleşen eyleminin dolandırıcığa teşebbüs suçunu, son olarak başkasına ait kimlik bilgilerini kullanmaktan ibaret eyleminin iftira suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiş, dosya içerisindeki adli sicil kaydına göre tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/6.maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesi hususu, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde, ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,

Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün, bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasa’nın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, sanığın mağdur …’e yönelik eylemi nedeniyle kurulan hüküm fıkrasından sırasıyla “60 gün” ve “1.200 TL” adli para cezası teriminin tamamen çıkartılarak yerine sırasıyla “5 gün” ve “100 TL”, sanığın katılan … ve müşteki …’e yönelik eylemi nedeniyle kurulan hüküm fıkrasından sırasıyla “100 gün”, “50 gün” ve “1.000 TL” adli para cezası teriminin tamamen çıkartılarak yerine sırasıyla “5 gün”, “2 gün” ve “40 TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle, sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3-Sanık hakkında iftira suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine ancak;
Sanığın dolandırıcılık suçu şüphelisi olarak yakalandığında soruşturma ve kovuşturmadan kurtulmak amacıyla karakolda kendisini önce …ardından … olarak tanıtması sonucu yapılan araştırmalarda gerçek kimliğinin belirlenmesi ve mağdurlar hakkında soruşturmaya başlanmadan sanığın ifadesi sırasında gerçeğe dönmesi karşısında, 5237 sayılı TCK’nın 269.maddesinde öngörülen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerekip gerekmediğinin tartışılmaması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün, bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasa’nın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 16.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.