Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/25610 E. 2013/10509 K. 05.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/25610
KARAR NO : 2013/10509
KARAR TARİHİ : 05.06.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, kendisini katılanlara sivil asker olarak tanıtarak, çevresinin geniş olduğunu, … Hastanesinde çok tanıdıkları bulunduğunu, katılan …’i Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi … Hastanesine, kız kardeşi olan katılan …’yi hava alanında işe aldıracağını söyleyerek, katılanlardan kimlik fotokopisi, terhis belgesi nüfus kayıt örneği gibi belgeler ile bu işlerin karşılığı olarak katılan …’den iki parça halinde 510 TL almak suretiyle kamu görevlileri ile ilişkisi olduğuna, onlar nezdinde hatrı sayıldığına inandırarak nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği somut olayda;
Sanığın eyleminin zincirleme biçimde gerçekleştiğinin anlaşılması karşısında tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
5237 sayılı TCK’nın 158.maddesinin 2.fıkrasındaki nitelikli dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için, suç failinin ismen söylemese bile kimden söz edildiğini karşı tarafın anlayacağı şekilde makamı, rütbesi, ünvanı ve lakabını söylediği kamu görevlilerini tanıdığını hatırının sayıldığını, işini yaptıracağını söyleyerek mağduru kandırması gerektiği, somut olayda; kendisini sivil asker olarak tanıtan sanığın, isim belirtmeksizin, belli bir kamu görevlisi yanında hatırı sayıldığından ve ilişkisi olduğundan bahsetmeksizin katılanlara, çevresinin geniş olduğunu, … Hastanesinde çok tanıdıkları bulunduğunu, katılan …’i Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi … Hastanesine, kız kardeşi olan katılan …’yi hava alanında işe aldırabileceği vaadinde bulunarak menfaat temin etmesi şeklindeki eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 157.maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin aynı kanunun 158/2.maddesi gereğince mahkumiyet hükmü kurulması,
Kabule göre de;
Hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde, ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 05.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.