Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/25650 E. 2013/10283 K. 03.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/25650
KARAR NO : 2013/10283
KARAR TARİHİ : 03.06.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, İrtikap
HÜKÜM : Mahkumiyet, Karar verilmesine yer olmadığına

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1-Sanıklar hakkında irtikap suçundan verilen hüküm kurulmasına yer olmadığına dair karara karşı katılan … vekili ile şikayetçi … … tarafından yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanıklar hakkında irtikap suçundan verilen hüküm kurulmasına yer olmadığına dair kararın CMK’nın 223. maddesi karşısında hüküm niteliğinde olmayıp temyizi mümkün bulunmadığından ve iddianame içeriğine göre sanıklar tarafından şikayetçi …’ya yönelik eylemleri nedeniyle açılmış bir dava bulunmadığından ve somut olayda doğrudan zarar görmeyen şikayetçinin talebi üzerine verilen katılma kararı hukuki değerden yoksun olup, hükmü temyiz etme … vermeyeceğinden, katılan … vekili ile şikayetçi …’nın temyiz talebinin 5320 sayılı Kanun’un 8/1 maddesine istinaden uygulanması gereken CMUK’un 317. maddesi gereğince REDDİNE,
2-Dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’ndan emekli olan katılan …’ın, sanıklardan … ile tanıştığı, sanığın katılana kendisini SSK’da görevli daire başkanı … olarak tanıttığı, bir süre sonra katılana SSK’ya giriş kaydı olup prim borcunu ödemeyen tanıdığının bulunması halinde emekli yapabileceğini söylediği, katılanın da tanıdıkları olan … Keleş, Nevzat …, … Kocaman ve … …’nın emekli olabilmeleri için onlar adına 750.00’şer TL’yi sanığa verdiği, katılanın daha sonra diğer sanık … ile tanıştığı, aynı şekilde sanıkların birlikte hareket ederek yine katılanın yakınları olan …, … ve …’yı Telekoma ve Başkent hastanesine işe yerleştireceklerini söyleyerek katılandan para almalarına rağmen gerek emeklilik işlemleri, gerekse de işe yerleştirme ile ilgili hususları yapmadıkları, sanıkların eylemlerinin 2003 ile 2006 yılları arasında devam ettiği, 2006 yılları içerisinde de sanık …’un katılanın paralarını geri istemesi üzerine katılana mesaj çekerek “… MTA ile görüştüm, hastane işi tamam, bankaya yatırılmasını bekliyoruz, henüz yatırılmamış, belediyelerden hak ediş aldığımız zaman ödeme yapabiliriz, şu anda para yok hastane işi de tamam diyerek” mesajlar gönderdiği, sanık …’ün de, katılanın yakını olan bir kişiyi Hacettepe üniversitesine işe aldıracağını bildirmesi nedeniyle yine … ile birlikte hareket ettiğinin anlaşıldığı, aynı maksatla …’a “Yarın gel, para da getir, anlaşalım işleri bitirelim” diyerek mesaj gönderdiği, emniyet görevlilerine başvurulması üzerine …’e parayı verdiği sırada yakalandıklarının iddia edildiği olayda;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-5237 sayılı TCK’nın 158.maddesinin 2.fıkrasındaki nitelikli dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için, suç failinin, ismen söylemese bile kimden söz edildiğini karşı tarafın anlayacağı şekilde makamı, rütbesi, unvanı ve lakabını belirttiği kamu görevlilerini tanıdığını, hatırının sayıldığını, işini yaptıracağını söyleyerek mağduru kandırmasının gerekli olması, belli bir kamu görevlisi yanında hatırı sayıldığından veya kamu görevlisiyle ilişkisi olduğundan bahsetmeksizin kendisini ilgili kamu görevlisi olarak tanıtmanın atılı suçu oluşturmayacağından hareketle, sanıkların, belli bir memur yanında hatırı sayıldığından söz etmeksizin kendilerini memur ve daire başkanı olarak tanıtıp, şikayetçiye yakınlarını işe girdireceklerini söylemeleri nedeniyle, sanıklarının eylemlerinin 5237 sayılı Kanun’un 157/1. maddesinde öngörülen dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, 5237 sayılı Kanun’un 158/2 yollamasıyla 158/1-son maddesi gereğince uygulama yapılması,
Kabule göre de;
2- Hapis cezasının alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, adli para cezasının belirlenmesi sırasında, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeye dayanarak tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle sanıklara fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, katılan … vekili ile sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 03.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.