YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/25857
KARAR NO : 2013/9330
KARAR TARİHİ : 21.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, özel işaret ve kıyafetleri usulsüz kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın müdafii 10/11/2008 tarihinde trafik kazası geçirip 18/11/2008 tarihinde ölmüş olup, yerine 14/01/2009 tarihinde atanan müdafi aynı gün hükmü temyiz ettiğinden, temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Katılma kararı verilen celsede hazır bulunan sanık müdafii katılma hususu ile ilgili beyanda bulunmadığına göre, tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın kendisini kurmay albay olarak tanıtıp asker üniforması giyerek aynı apartmanda oturan katılanda güven tesis ettikten sonra ailece de görüşmeye başlaması, katılanın eşinin kız kardeşine araba satın alacağını öğrenmesi üzerine araya girerek kendisinin tanıdığı galericiler vasıtasıyla uygun bir araç temin edebileceğini söylemesi, kısa süre sonra bir araba bulduğunu söylediğinde katılanın sanığa güvenerek 17.000,00 TL’yi elden vermesi sonrası sanığın ortadan kaybolması şeklinde gelişen olayda, mahkemenin “dolandırıcılık” ve “özel işaret ve kıyafetleri usulsüz kullanma” suçlarının oluştuğuna yönelik kabulünde isabetsizlik görülmemiştir.
1)Sanık hakkında “özel işaret ve kıyafetleri usulsüz kullanma” suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2)Sanık hakkında “dolandırıcılık” suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasındaki adli para cezasının belirlenmesine ilişkin bölümdeki “200 gün” ve “4.000,00 TL” ibarelerinin yerine sırasıyla “5 gün” ve “100,00 TL” ibarelerinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 21.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.