YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/25909
KARAR NO : 2013/10536
KARAR TARİHİ : 05.06.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık … ve … hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar bulunmadığından tebliğnamedeki red düşüncesine iştirak edilmemiştir.
1-Sanık … hakkında Türkiye Ekonomi Bankası Gazcılar Şubesine karşı, sanık … hakkında Türkiye İş Bankası Uluyol Şubesine karşı, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla dolandırıcılığa teşebbüs suçlarından kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlara yönelik incelemede
5271 Sayılı CMK’nın 231.maddesine göre Verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” ilişkin karara karşı aynı kanunun 231/12. maddesine göre itiraz yolu açık olup temyiz olanağı bulunmadığı, sanık hakkında 18.12.2008 tarihinde verilen, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karara karşı sanıkların, 30.12.2008 ve 09.02.2009 havale tarihli dilekçeleri ile yaptığı itiraz üzerine, Bursa 4. Ağır Ceza Mahkemesinin yaptığı inceleme sonucunda verdiği red kararı ile verilen hükmün kesinleştiği anlaşıldığından,sanıkların temyiz isteminin, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 317.maddesi gereğince REDDİNE,
2-Sanıklar …, …, …, … hakkında kurulan hükümlere yönelik incelemede
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda;
Sanık …’in kredi almak isteyen arkadaşı sanık …’i tanıdığı olan emekli muhasebeci … ile tanıştırdığı ve birlikte hareket ederek sanık …’in hazırladığı belirtilen sahte olarak düzenlenmiş olan vergi levhası, mesleki faaliyet belgeleri, ikametgah belgeleri, nüfus cüzdanı fotokopileri ve bilançolarla … adına İş Bankası Koğukçınar Şubesine kredi başvurusunda bulunarak 7.500 TL miktarındaki krediyi birlikte aldıkları, …’un alınan bu krediden 1.000 TL’yi Haldun’a, 1.000 TL’yi de … …’a verdiği, sanıklar … ve …’in hazırladıkları, sahte belgelerle sanık …’nın Türk Ekonomi Bankası Gazcılar Şubesine başvuruda bulunarak 5.000 TL kredi istediği, sanık …’ı kefil olarak gösterip belgeleri imzalattıkları, ancak banka görevlilerinin kefilin çalıştığını belittiği işyerinden araştırma yapmaları sonucunda, düzenlenen belgelerin sahte olduğunu anlamaları üzerine söz konusu krediyi vermedikleri, aynı şekilde sanıklar … ve …’ın Türkiye İş Bankası Uluyol Şubesinden de sahte belgelerle kredi talebinde bulundukları, ancak banka görevlileri tarafından belgelerin sahteliğinin anlaşılması üzerine krediyi alamadıkları anlaşıldığından
Sanıklar …, … ve …’in eylemlerinin banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla dolandırıcılık suçunu, sanıklar …, … ve eylemlerinin dolandırıcılık suçuna teşebbüs oluşturduğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 05.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.