YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/25927
KARAR NO : 2013/10535
KARAR TARİHİ : 05.06.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda;
Sanığın katılana emeklilik işlemlerini takip edeceğini bunu 3500 TL’ye yapacağını söyleyerek 1500 ve 2000 TL olmak üzere toplam 3500 TL’yi aldıktan sonra kendisini arayan katılanı emeklilik işlemlerinin yürüdüğünü belirtmek suretiyle oyaladığı, bir süre sonrada telefonlara çıkmayıp bürosunu kapatarak katılanın kendisine ulaşmasını engellediği anlaşıldığından sanığın eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın dolandırıcılık kastıyla hileli hareketlerini yapmaya başladığı sırada baştan itibaren 3500 TL alacağını belirtmiş olup katılanın bunu iki defada vermesi eyleme zincirleme suç niteliği kazandırmayacağından tebliğnamedeki 5237 Sayılı TCK’nun 43.maddesinin uygulanması gerektiğinden bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında tayin edilen cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar vermekle yetinilmesi gerekirken sanığın hapis cezasının infazı ile ilgili olarak 5275 Sayılı Yasa’nın 108/3.maddesi gereğince koşullu salıvermeden yararlandırılmamasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii, sanık ve katılanın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA,ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından, “sanığın hapis cezasının infazı ile ilgili olarak 5275 Sayılı Yasa’nın 108/3.maddesi gereğince koşullu salıvermeden yararlandırılmamasına” cümlesinin çıkartılmak suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA 05.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.