YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/25942
KARAR NO : 2013/9244
KARAR TARİHİ : 20.05.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın kendisini hoca olarak tanıtıp, hastalığı olan mağdurları yaptığı karışımlarla tedavi edebileceğini söylediği, bu konuda cinlerden yardım aldığını, tedavi gücünün Allah’ın kendisine bir lütfu olduğunu belirterek hazırladığı karışımların bedeli olmak üzere haksız menfaat elde ettiği somut olayda; mağdur …’a karşı Aynı suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda maddi menfaat temin etmesi karşısında zincirleme şekilde olmak üzere mağdur sayısınca 5237 sayılı TCK’nın 158/1-a maddesinde düzenlenen dini inanç ve duyguların istismarı suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğunun kabulü gerekirken, sanığın davranışlarının hile boyutuna ulaşmadığı ve eylemin 677 sayılı Kanun’a muhalefet suçunu oluşturduğu gerekçesiyle sanığın mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabule göre;
İddianamede sanığın eylemi dolandırıcılık olarak nitelendirilerek cezalandırılması talep edilmesine rağmen, dolandırıcılık suçundan beraat kararı verilip, 677 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan mahkumiyetine hükmedilmesi suretiyle, suç vasfından beraat kararı verilemeyeceği gözetilmeden, tek olan eylem ikiye bölünerek hem vasıftan beraat, hem de mahkumiyet kararı verilmesi
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı Yasanın 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, 20.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.