Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/26144 E. 2013/9279 K. 20.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/26144
KARAR NO : 2013/9279
KARAR TARİHİ : 20.05.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, …..’de taksicilik yapan tanık …’i durdurduğunu ve cenazesinin olduğunu, …. Yurtiçi kargoda paketinin bulunduğunu söyleyip Doruk İletişim’e ait kaşe ile birlikte telefon numarasını yazdığı “….. İletişim’e gönderilen kargomu gelen arkadaşa teslim ediniz Teşekkürler. Fiş No: ……’in dikkatine” yazılı kaşeli ve imzalı kağıdı tanığa vererek kargoyu almasını, cenaze sonrası Kadıköy ….. Pastanesi önünde buluşup kargoyu alacağını ve ücretini ödeyeceğini söylediği, tanığın söz konusu katılan … Şubesinden sorduğunda, şirket yetkilisi tarafından kargonun teslim alındığını öğrenince tekrar sanığı aradığı ve durumu anlatıp ücretini istediği, sanığın Karaca …. Mezarlığına gelmesini istediği, tanığın tekrar aradığında sanığın telefonunu kapattığı, ertesi gün sanığın benzer olaydan yakalandığını öğrendiği ve sanığı teşhis ettiği olayda, dolandırıcılığa teşebbüs suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hükmolunan 5 gün adli para cezası hesaplanırken, TCK’nın 61/8. maddesi hükmüne göre cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine yönelik arttırma ve indirimlerin gün üzerinden yapılması ve sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı ödeyebileceği miktarın çarpılması sonucu belirlenmesi gerektiği halde, birim gün sayısının tayin edilip günlüğü 20.00 TL hesabıyla adli para cezasına çevrilmesinden sonra indirim maddeleri uygulanarak sanık hakkında fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 1412 Sayılı CMUK’un 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden duruşma yapılmaksızın aynı yasanın 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasında yer alan adli para cezana ilişkin ibareler çıkarılarak yerine “5237 sayılı TCK’nın 157/1 maddesi gereğince 10 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı yasanın 35/2 maddesi gereğince ½ oranında indirilerek 5 gün ve aynı yasanın 62.maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılarak 4 gün para cezası ile cezalandırılmasına, aynı yasanın 52.maddesi gereğince günlüğü 20 TL den hesap edilerek sanığın 80.00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” denilmek suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 20/05/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.