YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/26248
KARAR NO : 2013/9431
KARAR TARİHİ : 21.05.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158. maddesinin 2.fıkrasındaki nitelikli dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için suç failinin ismen söylemese bile kimden söz edildiğini karşı tarafın anlayacağı şekilde makamı, rütbesi, ünvanı ve lakabını söyleyip kamu görevlileri nezdinde hatırının sayıldığını, işini yaptıracağını söyleyerek mağduru kandırması gerektiği,
Somut olayda ise; katılanlarla daha önceden aynı iş yerinde çalışan sanık …’ın, katılanlara diğer sanık …’i tanıdığını, sanık …’in emekli Başsavcı olduğunu, Köy İşlerinde işe girmelerini sağlayacağını vaat ederek 600 TL para ile, nüfus cüzdanı, diploma, fotoğraf ve sağlık raporu gibi belgeler aldığı, almış olduğu belgelerle
parayı sanık …’e verdiği, sanıkların bir süre katılanları oyaladıktan sonra ortadan kayboldukları sabit olmakla basit dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Adli sicil kaydına göre tekerrüre esas ilamı bulunan sanık … hakkında TCK’nun 58. maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, O yer Cumhuriyet savcısı ile sanık …’in yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E.,2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamasına rağmen, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde 60 tam gün olarak tayin edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, O yer Cumhuriyet savcısı ile sanık …’in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan,hüküm fıkralarından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “60’ŞAR gün” ve “1200’ER YTL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5’er gün”, ve “100’er TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 21.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.